Cumartesi, Eylül 03, 2011

Datça’da “Knidos Kültür Sanat Akademisi”

Datçamızı ziyaret eden Sayın Güngör Uras'ın 02 Eylül 2011 Cuma günkü yazısında Yaşar'ın İpekböcekçiliği ve dokumacılığından da bahsediliyor.

Knidos, Datça Yarımadası’nın en uç kısmında Ege ve Akdeniz’in birleştiği noktada milattan önce (MÖ) 2000 yılında kurulmuş, MÖ 1400-1300 yıllarında seramik sanatının geliştiği bir kent imiş... MÖ. 700-400 yıllarında sanatı ile yapıları ile ekonomik gücü ile antik dünyanın en önemli kenti haline gelmiş. 7 km’ye yayılmış kent, limanı, tiyatroları, tapınakları, agorası, heykelleri ile öne çıkmış. İnsanlar bu kentteki Afrodit Heykeli’ni görebilmek için uzaklardan Knidos’u ziyaret edermiş. (Bu heykel henüz bulunamadı) O dönemlerde Mısır’da ve Akdeniz çevresinde en önemli eserleri yapan heykeltıraşlar ve mimarlar Knidos’ta yaşamış. Knidos dünyanın oksijeni en zengin 2’nci yöresi. Ünlü tarihçi Strabon, “Tanrı yarattığı kurulunun uzun ömürlü olmasını isterse Datça Yarımadası’na bırakır” demiş.
Arap istilalarından ve depremlerden sonra Knidos terk edilmiş. Geniş alana yayılan ve çoğu sahipsizlikten yağmalanan mermer yapıtlar arasında gezinirken insanın kalbi sızlıyor. (Merak eden Knidos’un hikâyesini okumalı, imkânı olan Knidos kalıntılarını görmelidir.)
Yarımada MS. 13’üncü yüzyılda Menteşe Beyliği’nin hâkimiyetine girmiş 15’inci yüzyılda da Osmanlı imparatorluğu sınırlarına katılmış.

Sanattan tarıma
Knidos medeniyeti yok olunca Datça‘da yaşayanlar tarıma yönelmiş. Badem yetiştirerek zeytinyağı satarak hayatlarını sürdürür olmuş.
Muğla Valisi Mülkiyeli ağabeyimiz (rahmetli) Özer Türk 1972 yılında Bodrum ile birlikte Datça Aktur’u kurunca Marmaris’in uzantısı olarak Datça’da da turizm hareketi canlanmaya başlamış. Can Yücel’in eski Datça’ya yerleşmesi sayesinde Datça sanatçıların ilgisini çeker olmuş. Datça’nın eski Datça Mahallesi diye adlandırılan bölgesinde sokak aralarında çok sayıda küçük sanat atölyesi açılmış.
Can Yücel Sokak’taki “Datça Sanart”ta Yaşar Aydoğan önce gümüş el sanatları ile yoğunlaşırken daha sonra Datça’da ipekçiliği geliştirmeye soyunmuş. Şimdilerde dut ağacı diktiriyor, kozadan, iplik çektiriyor. Dokutuyor. Boyuyor. Nilgün Börekçi, Sena Pir Çakır’ın desteği ile İr Meydanı’nda Alamango Sanat Galerisi’ni yaşatıyor.

Tarımdan gene sanata
Knidos’ta bundan 2-4 bin yıl önceki sanat hareketine benzer bir hareketi başlatmak iddiası ile yeni bir girişim var. Nevzat Metin, Yakaköy’de, Knidos yolu üzerinde vakıflara ait 11 dönüm bir arazi içindeki eski bir Rum okulunun onarılmasını, sanat atölyeleri haline getirilmesini sağlamış. Yanına sergi salonu inşa ettirmiş. Böylece “Uluslararası Knidos Kültür ve Sanat Akademisi” (UKKSA)ortaya çıkmış. 1400 m2 kapalı alanı olan UKKSA ulusal ve uluslararası sanatçıların bir araya gelerek atölye çalışmaları yaptıkları, özgün sanat eserleri ürettikleri, gençlerin yetişmesine katkıda bulundukları bir sanat merkezi olarak faaliyet gösteriyor. Akademik bir yapısı, diploma, sertifika dağıtma işine girmemiş. Seramik, mermer heykel, resim, cam atölyeleri var. Sanatçılar bu atölyelerde çalışıyor. UKKSA’da ulusal ve uluslararası sempozyumlar düzenleniyor. Sanatçıların eserleri sergileniyor.
Nevzat Metin ile arkadaşlarının kısa sürede ortaya çıkardıkları kurumun herhalde benzeri yok. Gidip görmeyenin neyi anlattığımı anlayabilmesi çok zor.
Geçenlerde düzenlenen Knidos’un Sır’ı Seramik, Cam, Çini Festivali ve Açıkhava Sergisi büyük ilgi gördü. Sergideki eserler kasım ayında İstanbul’da düzenlenecek 21. Uluslararası Artist Fuarı’nda da yer alacak.
Yazıyı Datça’nın ünlü bademlerinden söz etmeden bitiremem. Datçalı kadınlar o sert bademlerin kabuğunu kırıyor, taze taze badem içlerini torba torba satıyor. Ben bir tür badem olduğunu sanırdım meğer 4 tür Datça bademi varmış. Her birinin de fiyatı farklı imiş. En iyisi Nurlu badem. Sonra Akbadem, Yazı ve Sıra badem geliyor. Bilgilerinize sunulur.

http://ekonomi.milliyet.com.tr/datca-da-knidos-kultur-sanat-akademisi-/ekonomi/ekonomiyazardetay/02.09.2011/1433726/default.htm

Cumartesi, Mayıs 28, 2011

Uzun zamandır ayrı kaldığımız sevgili takipçilerimiz. Oldukça yoğun çalışmalarla dolu bir kış geçirdik. Yaşar bir yandan ipeklerini dokurken ben de,Eski Datça El Sanatları atölyemizde birbirinden eğlenceli gümüş takılarımı yapmaya devam ettim. Şu günlerde ise; 2011 yılının ipekböcekleri yetiştirilmekte ve oldukça yoğun günler yaşamaktayız, 5 senedir olduğu gibi. Takip edenler bilirler... 5 sene önce, "bu işi bir deneyelim, bitmiş bir geleneği başlatsak, yeniden Datça'da ipekböcekçiliği ve ipek dokumalar yapılmasına öncülük etsek, ne olur sanki" diye çıktığımız bu yolda, şimdi bu hayallerimizin gerçekleştiğini görmek inanın çok mutluluk verici. Geçtiğimiz sene bu serüvene eklenen Hızırşah'lı kadınları şimdi Reşadiyeli kadınlar iziyor. Bu sene onlarda yapmaya başladılar, kışın dokuma eğitimi almak istiyorlar. Hızırşah köyü ve çevresine, önümüzdeki yıllarda, yetiştirici sayısının artması durumunda yaprak sıkıntısı yaşanmaması için, 3000 tane dut fidanı dikildi. Tabi tüm bu gelişmeler, Hızırşah muhtarı, Kaymakamlarımız ve Koza Birlik Kurumundan bu işe, bizim gibi gönül vermiş birçok insanın katkılarıyla olduğunu belirtmeliyim. İşte size bu senenin ipekböceklerinden birkaç fotoğraf ve video.
video