Pazartesi, Eylül 26, 2016


Cenk Sönmezsoy-Cafe Fernando-Çocuğuma Şeker Verme

Geçtiğimiz kış ayında tanıştım Cenk Sönmezsoy ve Cafe Fernando ile. Bu kadar geç keşfettiğime  ve geçen yıllarıma acıdım doğrusu. Çok detaylı, açıklayıcı bilgilerle dolu tarifler Cenk Sönmezsoy'un güzel anlatımıyla harika bir serüvene sürüklüyor insanı. Bence meraklılarının kaçırmaması gereken bir kitap. Yaz mevsimi başladığında, küçük kızım dondurmalarını yalayarak dükkanımızın önünden geçen insanları görüp "o ne anne?" deyip isteyince artık zamanı geldi deyip, meyve ve bal üçlüsüyle yaptığım masum dondurma, kristalleştiği için pek rağbet görmedi. Bir süre sonra külahı da fark edince en iyisi, canım babaannemin 15 yıl önce verdiği dondurma makinesini kullanma zamanı geldi dedim. Ve Cafe Fernando'ya başvurdum. Sadece özel günlerde küçük kaçamaklar dışında, kızım şekerle henüz tanışmadı. ( Çocuğuma şeker verme kampanyasını lütfen hafife almayın ) Bu yüzden tariflerde bazı değişiklikler yaptım,  Cenk Sönmezsoy'un affına sığınıyorum. Şeker yerine bal kullandım. Bir seferinde muz, hindistan cevizini birlikte kullandım harika oldu. Dün keçiboynuzlu yaptım heyecanla bekliyoruz... Tabii ki küçük kızımda dondurma yapımında her an yanımda. Bir gün sabrediyor ertesi gün keyfini çıkarıyor.



Salı, Eylül 06, 2016



Eski Datça Caria Silk



Zaman içinde çok şekil değiştirdi. Önce sadece kuyum tezgahım vardı.  2 sene sonra dokuma tezgahı da eklendi.Yer dar geldi, atölye büyütüldü. Kızımızın doğumuyla kuyum tezgahı eve taşındı. Datca Sanat adını zaman içinde Caria Silk'e bıraktı. Özetle son durum. Biz, 2006 yılından beri buradayız.... Bekleriz efenim....

Cuma, Ağustos 12, 2016


Hürriyet gazetesinden Melih Uslu, Datça ile ilgili haberinde bize de yer vermiş.
Bu haberin önemi ise Caria Silk markası ile ilgili olarak yayınlanan ilk haberimiz olması. Kendisine çok teşekkür ediyoruz.



Pazar, Temmuz 31, 2016



Yok, olmuyor. Ben onlardan değilim. Anladım sonunda. Bir yandan küçük bebeklerini büyütüp, ev işleri, hobiler yanı sıra  bir yandan da blog sayfalarını güncel tutabilenlerden değilim ben. Zihnimde cümleler kayıp gidiyor, içimdeki yazma heyecanı beni sarıyor ve fakat, ben oturup yazmaya konsantre olamıyorum. Koca kış ne yaptım. Kuyum tezgahına iki tamirat dışında oturamadım bile. İki elin parmaklarını geçmez, ipek boyama yapabildim sadece üretim olarak. Nisan ayında Dalyan'da ikinci Caria Silk dükkanımızı açtık. Mayıs ayında Eski Datça'daki dükkanı hazırladık, açtık, işte bu kadar. Onun dışında ne yaptım, güzel kızımla dolu dolu vakit geçirdim ve geçirmeye devam ediyorum. Şimdi bir boşluk buldum ve bir heves oturdum ekranın karşısına.
Şimdi Dalyan'dayız. Bomba  üstüne darbe! yiyen turizm sektörü'ne inat çalışmaya devam ediyoruz. Yaşar dükkanın önünde dokuma yapıyor. Neler üretebileceğimizi düşünüp, tasarlıyoruz. Yapacaklarımızı düşününce benim içime sığmaz bir heyecan doluyor. Tabii bunları nasıl yapabiliyoruz, artık antik bar'ı işletmiyoruz. Eski Datça'ya, bir heves antik gecesi yaşamaya gelen misafirlerimiz için şok edici ve üzücü bir durum olsa da, bu bizim için bir süredir düşündüğümüz ama yapmaya kıyamadığımız bir durumdu. Şartlar gönlümüzden geçtiği gibi bir yol çizdi gene. Ve şimdi, bu işi çok güzel bir şekilde yaptığımızı gelenlerden duyuyoruz. Teşekkür ederiz. Bizim içinde, antik müşterisi gerçekten çok başkaydı, sizlerle paylaşımlarımızı özlesekte, asıl işimiz olan ipek dokumayı geliştirebilmek için gerekli olan bu idi. Belli mi olur belki bir gün bir yerde yolu antik'ten geçenlerle buluşur aynı keyifli akşamları tekrar yaşarız. Hayat...


Pazartesi, Kasım 30, 2015

Zeytin zamanı....

Zeytinlerimizi kırma zamanı. Acısını attırdıktan sonra tatlandırılacaklar. Büyük çoğunluğu tuza bastırıldı. Bunlar şekerlendirilecek, yani reçel olacaklar. Çok zamandır yapmayı istediğim birşeydi. Nihayet bu sene deneme fırsatı buldum. Neyse ki küçük çırağım bana çok yardımcı oluyor...

Pazar, Kasım 29, 2015


Kasım ayı demek, yorgunluk atıp ev yaşamına geçmek demek bizim için...Bu durum, yaklaşık beş ayını dışarıda geçiren bizler için, zor.  Hele de havalar böyle güzel giderken, çok kolay olmuyor evde olmak. Bu yüzden atıyoruz kendimizi ev dışına... Bu sene, kendime bisiklet aldım. Kırk yılda bir diye bir deyim vardır ya , öyle oldu. Güzel kızımda bana arka koltukta oturarak eşlik ediyor. Hava uygunsa denize giriyor, değilse dolaşıp geziyoruz. Bir yandan da atölyemi çalışmaya hazır hale getirmeye çalışıyorum...  İki yıl aradan sonra bu sene üretimlerim devam edecek...

Pazar, Eylül 06, 2015

Caria Silk El Dokuması İpek Ürünler Kök Boya Yapıldı

Böceği yetiştir, tezgahta doku, evet herşey harika! Ama hala bir eksik vardı Yaşar'ın içini kemiren. En sonunda bu sene bu hayallerde gerçekleşti. Geleneksel yöntemler kullanılarak kök boyamalar yapıldı. Kazanlarda sular kaynatıldı, kilo kilo ipek ipliklerimiz rengarenk oldu. Doğa bu işten çok keyif aldı. Ellerini boyalara sokup çıkarıp, oldukça eğlendi. 

                  


Perşembe, Ağustos 27, 2015

terelelli

Nasıl oluyor da zamanın durduğu Datça'da bile koskoca gün yetmiyor, nasıl bir telaşla dolu geçiyor... Şaşırtıcı gelse de biz böyle yoğun geçiyoruz yazımızı çilek kokuları içinde, antik bahçesinde. Gene her sene olduğu gibi bir sürü vitamin olayla canlılığımızı koruyoruz.... kah gülerken kah bunalıyoruz. Zaten çok vitaminimiz vardı, sezon başı yapılan bir dizi çekimiyle yenileri eklendi. Şimdi efenim bilenler bilmeyenlere anlatsın... Biz gerçek karakterleriz. Dizidekiler oyuncuydular, dizide satış yapan tezgahtar arkadaşta bir oyuncudur. Rol icabı, oyun gereği. desem de inanmayın, her şey göründüğü gibi değildir , belki gizli bir çekim içinde doğaçlama yapan oyuncular bile olabiliriz. Sizlere değilmişiz gibi rol yapıyoruzdur neden olmasın?  Dükkan'ın (Mavi Baykuş) gerçek sahibi çok özel çalışmalar yapan arkadaşımız, tişörtçü değildir. Ha gizli gizli Datça tişörtü basıp satıyor da olabilir. Ne yazık ki bizler, o tişörtlerden de yapıp satmayacağız. Ama gizli gizli yapıp satıyordur da olabiliriz... Bi konuya açıklık getireyim dedim....

Salı, Ağustos 11, 2015

Doğan Canku gecesi'nin ardından...


İçeri girer girmez " Bu sahne olmaz" deyince "eyvah" dedim. Neler oluyor.... "Benim insanları görmem lazım, gözlerini görmem lazım" ve derin bir "oooooh" çektim... Hemen bir masa düzeneği sıcacık bir ortam.Hemen Doğan Canku sevenler toplaştı yamacına... Daha iyi duymak ve dinlemek isteyenler... Muhabbet eşliğinde müzik, müzik eşliğinde muhabbetle bitti gece.... Ben Doğacığım sayesinde Eski Datça sokaklarında dolaşarak eşlik ettim melodilere...Her haliyle güzeldi....

Çarşamba, Ağustos 05, 2015


11 Hazirandan beri akşamlarımız Onur'un müziğiyle çok keyifle geçiyor. Bizlerde sahnelere iyice alıştık hani :) Konuklarımızın katılımlarıyla daha da güzelleşen akşamlarımıza doyum olmuyor. 5 Ağustos Çarşamba akşamı ise Doğan Canku'yu Antik'te dinlemenin keyfine varacağız...
Tüm sevenleri bekleriz...


Salı, Ağustos 04, 2015

Yoğun bir hazırlık dönemi ile geçirdik haziran ayını. Antik'in yerleri düzeltildi, bahçesi bu sene daha bir güzel. Her akşam canlı müziğimiz başladı çünkü Onur geldi... Bizim için yaz geldi... Kızım ipek böcekleri ile tanıştı, kozalarla çok güzel oynadı ama yemeğe niyetlenince elinden zor aldık


...


Perşembe, Mayıs 21, 2015

Geçenlerde tesadüfen karşıma çıktı sayfam. Unutmuştum. Nasılda keyifle yazardım, yaşadığımız tüm o ilk heyecanları... Büyülü köy, Eski Datça. Hayalini bile kuramadığımız atölyemiz ve Antik. Yaz, kış, gece gündüz çalışmalarımız, ipek böceği ile tanışmamız, yetiştirdiğimiz ilk yılki heyecanlarımız, araştırmalarımızı, ilk dokuma tezgahımızı, ilk ipek dokumalarımız... Datça'yı ipek'le duyurabilmek hayaliyle yola çıktığımız İpek Dokuma Atölyesi ve Yaşar'ın verdiği eğitimler. Antik'in bahçesinde gelep günleri... Zamanla ne oldu da ben yazmaktan bu kadar uzaklaştım bilemiyorum. Son yıllardaki blog paylaşımlarımı geçiştirmişim hep. Biraz işlerimizin kısır döngüye girmiş olması, hep aynı şeyleri mi yazacağım kaygısı, biraz yaşadığımız olumsuzluklar belki, yazmak keyfinden biraz uzaklaştırdı beni galiba... 2005 yılında geride bıraktığımız şehir yaşamı, aslında tozpembe bir dünyaymış. Bir sahil kasabasında yaşamaksa hayatın tam kendisiymiş... On yılda bunu anladık. Gün oldu parıldayan gözlerimizi kaybettik, bazen hayallerimizi.... Gariptir ki dışarıdan bakan gözlerin cennet olarak algılandığı bir yerde, gerçek hayatı öğrendik... Yaşadığımız her olumsuzluktan ders almasını bildik ve daha da güçlendik.
İşte geçenlerde blog sayfam çıkınca karşıma, bunları düşündüm ve yazmaya başladım. Halbuki durmadık hep çalıştık, tasarladık, ürettik. Bir duraksamaya girdik belki ama şimdilerde daha güzel şeyler yaptık. Bu güne kadar ürettiklerimizden çok çok daha güzel bir şey yaptık. Yıllarca hayatımızda işten güçten zaman bulamadığımız, korktuğumuz için hiç düşünmediğimiz, garip ama eksikliğini birbirimize söyleyemediğimiz en güzel şeyi yaptık. Adını Doğa koyduk :) 14 aydır anlıyoruz ki oluyormuş... Ve hep, yaptığımız işlerin farkında olup markalaşmak yolunda bir türlü adımlar atamamanın eksikliğini yaşadığımız ipekçilikte çok doğru şeyler yaptık. Onun da adını Caria Silk koyduk.  
Tekrar yazmak çok keyifli geldi, özlemişim. Sanırım bundan sonra daha sık sizlerle paylaşacağım. Her yeni gün yeni bir başlangıç çünkü....

Pazartesi, Temmuz 08, 2013


Sizlere Datça'ya açılan yeni bir mekandan, bahsetmek istiyorum büyük bir keyifle... 
Kadıköy Moda'da gezenler mutlaka görmüşlerdir Polka Cafe'yi... 
Ne şanslıyız ki 4 yıl önce tanıştığımız ve  çok sevdiğimiz iki arkadaşımız yerleştiler ve artık Polka'nın Datça'da da bir şubesi var.... Öyle sıcak, öyle güzel yaptılar ki  mekanlarını, sürekli oraya gitmek istiyor insan.... ara sıra, bazı bazı, sık sık kaçıyorum bende  :) Datça merkeze gelipte oraya gitmezseniz çok şey kaçırırsınız....

Çok güzel kahvaltıları, değişik tatlarda yemekleri, kekleri, içecekleri var... Orkun'un içine huzurunu, mutluluğunu kattığı hamburgerleri var.... Feride'nin güzel yüzünden yansıyan muhteşem bir enerjisi var... Cennete çevirdikleri gizli bahçeleri var... İçinde küçük bir satış alanları var... Deniz'in tamamen doğal yollarla yaptığı sabunları, Hamdiye'nin portakaldan, tohumdan, kağıttan yaptığı takılar var. Gözünüze çarpıp, yüzünüzü güldürecek bir sürü detay var. İşte onları anlatmayacağım, tadı kalsın, gidin siz yaşayın diye....











Oldukça uzun bir aradan sonra herkese merhaba,
Datça'da yaşam hala çok güzel, çok keyifli. Yaptığımız işleri geliştirmenin verdiği haz ise anlatılmaz...  Geçtiğimiz seneden beri neler yaptık...

Yaşar ipek böceği yetiştirmeye ve dokumaya devam ediyor. Fular, peştamal ürünlerimizin yanı sıra elbise tasarımları yapmaya başladık. Çalışmalarımıza bir ürün daha eklendi. Yaşattığı hissi anlatmam oldukça zor olan iç çamaşırları ziyaretçilerimizi bekliyor... Ben ise üretmeye devam, gümüş tasarımlarıma yenilerini ekledim. Dükkanımızda değişiklikler yaptık, antik'in cennet bahçesinde de değişikler yaparak yeni bir sezona hazırlandık. Onur arkadaşımız geldi ve akşamları keyifli müziğimiz başladı. Bu zamana kadar olduğu gibi direnişimiz ise her zaman devam.... Fazla söze gerek duymadan, bir yılı sizlere özetledim.... Muhabbetin geri kalanına geldiğinizde devam edebiliriz efendim... Sevgiler eksilmesin....


Cuma, Haziran 15, 2012

Son gelişmelerimize dair Yaşar'dan bilgi alıyoruz...





Pazartesi, Mayıs 14, 2012

Bizleri merak eden, yeni gelişmeleri bildirmediğimiz, sizleri haberdar etmediğimiz için sitem eden herkese sesleniyorum... Haklısınız. Üretime fazla daldık, özür. Şu günlerde, 2006 yılından beri olduğu gibi ipekböceği yetiştirmekle meşgulüz... Bu sene mevsimin geç gelmesi nedeniyle böceklerimiz henüz 18. günlerini yaşıyorlar... Geçtiğimiz kış aylarını çok verimli geçirdik. Artık benimde bir dikiş makinem var ve Datça'nın eşsiz manzarası karşısında, kış'ımı evde de üreterek geçirdim. Çocukluğumdan beri annemin isteksiz çırağı idim. Şimdilerde ise oldukça hevesli... Öğrenmeye çalıştığım dikiş denemeleri yanı sıra, atölyemde de gümüş üretimlerim fazlasıyla eğlenceli idi... İçimde yaşadığım bu eğlenceli çoşku ürünlerimi de yansıdı tabiiki... Yaşar'ın ipek dokumaları her sene olduğu gibi devam etti. Bu sene ürün yelpazemiz biraz daha genişledi. Bunların dışında Yaşar'ı ve beni de daha çok mutlu eden, ipek böcekçiliğini, Datça dışındaki başka beldelerde de canlandırmak üzere projeler içinde yer alması. Fethiye ve Alanya'ya bu konuyla ilgili ziyaretlerimiz ve güzel paylaşımlarımız oldu... Bir ışık olabildiysek ne mutlu bize...
Bu çalışmamı Bodrum'a yaptığımız bir feribot yolculuğu sırasında tam karşımda "Guş Dede" yazan bir balıkçı teknesini görünce yapmaya karar verdim. Geleneklerin devamı bitse de bir şekilde yaşatılıyor olması nedeniyle, bu çalışmamın benim için çok ayrı bir anlamı var... Guş ; yöre halkının ipek böceklerine verdiği isim....
Farklı ürünlerimizden biri, ipek bornoz... Böcekten bornoz'a :)

Cumartesi, Eylül 03, 2011

Datça’da “Knidos Kültür Sanat Akademisi”

Datçamızı ziyaret eden Sayın Güngör Uras'ın 02 Eylül 2011 Cuma günkü yazısında Yaşar'ın İpekböcekçiliği ve dokumacılığından da bahsediliyor.

Knidos, Datça Yarımadası’nın en uç kısmında Ege ve Akdeniz’in birleştiği noktada milattan önce (MÖ) 2000 yılında kurulmuş, MÖ 1400-1300 yıllarında seramik sanatının geliştiği bir kent imiş... MÖ. 700-400 yıllarında sanatı ile yapıları ile ekonomik gücü ile antik dünyanın en önemli kenti haline gelmiş. 7 km’ye yayılmış kent, limanı, tiyatroları, tapınakları, agorası, heykelleri ile öne çıkmış. İnsanlar bu kentteki Afrodit Heykeli’ni görebilmek için uzaklardan Knidos’u ziyaret edermiş. (Bu heykel henüz bulunamadı) O dönemlerde Mısır’da ve Akdeniz çevresinde en önemli eserleri yapan heykeltıraşlar ve mimarlar Knidos’ta yaşamış. Knidos dünyanın oksijeni en zengin 2’nci yöresi. Ünlü tarihçi Strabon, “Tanrı yarattığı kurulunun uzun ömürlü olmasını isterse Datça Yarımadası’na bırakır” demiş.
Arap istilalarından ve depremlerden sonra Knidos terk edilmiş. Geniş alana yayılan ve çoğu sahipsizlikten yağmalanan mermer yapıtlar arasında gezinirken insanın kalbi sızlıyor. (Merak eden Knidos’un hikâyesini okumalı, imkânı olan Knidos kalıntılarını görmelidir.)
Yarımada MS. 13’üncü yüzyılda Menteşe Beyliği’nin hâkimiyetine girmiş 15’inci yüzyılda da Osmanlı imparatorluğu sınırlarına katılmış.

Sanattan tarıma
Knidos medeniyeti yok olunca Datça‘da yaşayanlar tarıma yönelmiş. Badem yetiştirerek zeytinyağı satarak hayatlarını sürdürür olmuş.
Muğla Valisi Mülkiyeli ağabeyimiz (rahmetli) Özer Türk 1972 yılında Bodrum ile birlikte Datça Aktur’u kurunca Marmaris’in uzantısı olarak Datça’da da turizm hareketi canlanmaya başlamış. Can Yücel’in eski Datça’ya yerleşmesi sayesinde Datça sanatçıların ilgisini çeker olmuş. Datça’nın eski Datça Mahallesi diye adlandırılan bölgesinde sokak aralarında çok sayıda küçük sanat atölyesi açılmış.
Can Yücel Sokak’taki “Datça Sanart”ta Yaşar Aydoğan önce gümüş el sanatları ile yoğunlaşırken daha sonra Datça’da ipekçiliği geliştirmeye soyunmuş. Şimdilerde dut ağacı diktiriyor, kozadan, iplik çektiriyor. Dokutuyor. Boyuyor. Nilgün Börekçi, Sena Pir Çakır’ın desteği ile İr Meydanı’nda Alamango Sanat Galerisi’ni yaşatıyor.

Tarımdan gene sanata
Knidos’ta bundan 2-4 bin yıl önceki sanat hareketine benzer bir hareketi başlatmak iddiası ile yeni bir girişim var. Nevzat Metin, Yakaköy’de, Knidos yolu üzerinde vakıflara ait 11 dönüm bir arazi içindeki eski bir Rum okulunun onarılmasını, sanat atölyeleri haline getirilmesini sağlamış. Yanına sergi salonu inşa ettirmiş. Böylece “Uluslararası Knidos Kültür ve Sanat Akademisi” (UKKSA)ortaya çıkmış. 1400 m2 kapalı alanı olan UKKSA ulusal ve uluslararası sanatçıların bir araya gelerek atölye çalışmaları yaptıkları, özgün sanat eserleri ürettikleri, gençlerin yetişmesine katkıda bulundukları bir sanat merkezi olarak faaliyet gösteriyor. Akademik bir yapısı, diploma, sertifika dağıtma işine girmemiş. Seramik, mermer heykel, resim, cam atölyeleri var. Sanatçılar bu atölyelerde çalışıyor. UKKSA’da ulusal ve uluslararası sempozyumlar düzenleniyor. Sanatçıların eserleri sergileniyor.
Nevzat Metin ile arkadaşlarının kısa sürede ortaya çıkardıkları kurumun herhalde benzeri yok. Gidip görmeyenin neyi anlattığımı anlayabilmesi çok zor.
Geçenlerde düzenlenen Knidos’un Sır’ı Seramik, Cam, Çini Festivali ve Açıkhava Sergisi büyük ilgi gördü. Sergideki eserler kasım ayında İstanbul’da düzenlenecek 21. Uluslararası Artist Fuarı’nda da yer alacak.
Yazıyı Datça’nın ünlü bademlerinden söz etmeden bitiremem. Datçalı kadınlar o sert bademlerin kabuğunu kırıyor, taze taze badem içlerini torba torba satıyor. Ben bir tür badem olduğunu sanırdım meğer 4 tür Datça bademi varmış. Her birinin de fiyatı farklı imiş. En iyisi Nurlu badem. Sonra Akbadem, Yazı ve Sıra badem geliyor. Bilgilerinize sunulur.

http://ekonomi.milliyet.com.tr/datca-da-knidos-kultur-sanat-akademisi-/ekonomi/ekonomiyazardetay/02.09.2011/1433726/default.htm

Cumartesi, Mayıs 28, 2011

Uzun zamandır ayrı kaldığımız sevgili takipçilerimiz. Oldukça yoğun çalışmalarla dolu bir kış geçirdik. Yaşar bir yandan ipeklerini dokurken ben de,Eski Datça El Sanatları atölyemizde birbirinden eğlenceli gümüş takılarımı yapmaya devam ettim. Şu günlerde ise; 2011 yılının ipekböcekleri yetiştirilmekte ve oldukça yoğun günler yaşamaktayız, 5 senedir olduğu gibi. Takip edenler bilirler... 5 sene önce, "bu işi bir deneyelim, bitmiş bir geleneği başlatsak, yeniden Datça'da ipekböcekçiliği ve ipek dokumalar yapılmasına öncülük etsek, ne olur sanki" diye çıktığımız bu yolda, şimdi bu hayallerimizin gerçekleştiğini görmek inanın çok mutluluk verici. Geçtiğimiz sene bu serüvene eklenen Hızırşah'lı kadınları şimdi Reşadiyeli kadınlar iziyor. Bu sene onlarda yapmaya başladılar, kışın dokuma eğitimi almak istiyorlar. Hızırşah köyü ve çevresine, önümüzdeki yıllarda, yetiştirici sayısının artması durumunda yaprak sıkıntısı yaşanmaması için, 3000 tane dut fidanı dikildi. Tabi tüm bu gelişmeler, Hızırşah muhtarı, Kaymakamlarımız ve Koza Birlik Kurumundan bu işe, bizim gibi gönül vermiş birçok insanın katkılarıyla olduğunu belirtmeliyim. İşte size bu senenin ipekböceklerinden birkaç fotoğraf ve video.

Çarşamba, Aralık 22, 2010

YENİ BİR YIL HEYECANI

Yeni yıl şenliğimize katılabilecek herkesi bekleriz. Ama lütfen kostümlerinizi giymeyi unutmayın...


Eski Datça sokaklarında karnaval var. Geçtiğimiz sene yaptıkları yeni yıl eğlencesi ile katılanların dilinden düşmeyen, katılamayanların akıllarının kaldığı eğlence gelenekselleşiyor. Üstelik, bu yıl en iyi kostümün seçileceği yarışma ilk kez gerçekleştirilecek. Bunun dışında ödüllü yarışmalar, çocuklar için özel gösteriler, birbirinden güzel hediyelerin olduğu çekiliş, dans, müzik, herşey yeni yıla eğlence ve keyif dolu girmek... için ve sizler için özel hazırlandı. Izgarada köfte, sucuk, özel yapım sıcak şarap ve daha birçok yiyecek olacak. 26 Aralık Pazar günü kostumlerinizle gelin, bu eğlenceyi Eski Datça'da yaşayalım.
BAŞLAMA SAATİ : 15:00
ÇOCUKLARA YÜZ BOYAMA : 15:30 - 16:00
ÖDÜLLÜ TAVLA TURNUVASI (KARYA CAFE) : 16:30
ÇOCUK DİSCOSU, ANİMASYON : 16:30
ÖDÜLLÜ HIZLI KIYAFET GİYME YARIŞMASI : 17:30
EN İLGİNÇ KOSTÜM ÖDÜL TÖRENİ : 19:30
YENİ YIL ÇEKİLİŞİ : 20:00