İpek böcekçiliği, dokuma, tasarım ürünler, el yapımı gümüş takılar, Doğa ile iç içe Datça'da üreten hayatlar...
Perşembe, Ağustos 27, 2015
terelelli
Nasıl oluyor da zamanın durduğu Datça'da bile koskoca gün yetmiyor, nasıl bir telaşla dolu geçiyor... Şaşırtıcı gelse de biz böyle yoğun geçiyoruz yazımızı çilek kokuları içinde, antik bahçesinde. Gene her sene olduğu gibi bir sürü vitamin olayla canlılığımızı koruyoruz.... kah gülerken kah bunalıyoruz. Zaten çok vitaminimiz vardı, sezon başı yapılan bir dizi çekimiyle yenileri eklendi. Şimdi efenim bilenler bilmeyenlere anlatsın... Biz gerçek karakterleriz. Dizidekiler oyuncuydular, dizide satış yapan tezgahtar arkadaşta bir oyuncudur. Rol icabı, oyun gereği. desem de inanmayın, her şey göründüğü gibi değildir , belki gizli bir çekim içinde doğaçlama yapan oyuncular bile olabiliriz. Sizlere değilmişiz gibi rol yapıyoruzdur neden olmasın? Dükkan'ın (Mavi Baykuş) gerçek sahibi çok özel çalışmalar yapan arkadaşımız, tişörtçü değildir. Ha gizli gizli Datça tişörtü basıp satıyor da olabilir. Ne yazık ki bizler, o tişörtlerden de yapıp satmayacağız. Ama gizli gizli yapıp satıyordur da olabiliriz... Bi konuya açıklık getireyim dedim....
Salı, Ağustos 11, 2015
Doğan Canku gecesi'nin ardından...
Çarşamba, Ağustos 05, 2015
11 Hazirandan beri akşamlarımız Onur'un müziğiyle çok keyifle geçiyor. Bizlerde sahnelere iyice alıştık hani :) Konuklarımızın katılımlarıyla daha da güzelleşen akşamlarımıza doyum olmuyor. 5 Ağustos Çarşamba akşamı ise Doğan Canku'yu Antik'te dinlemenin keyfine varacağız...
Tüm sevenleri bekleriz...
Tüm sevenleri bekleriz...
Salı, Ağustos 04, 2015
Perşembe, Mayıs 21, 2015
Geçenlerde tesadüfen karşıma çıktı sayfam. Unutmuştum. Nasılda keyifle yazardım, yaşadığımız tüm o ilk heyecanları... Büyülü köy, Eski Datça. Hayalini bile kuramadığımız atölyemiz ve Antik. Yaz, kış, gece gündüz çalışmalarımız, ipek böceği ile tanışmamız, yetiştirdiğimiz ilk yılki heyecanlarımız, araştırmalarımızı, ilk dokuma tezgahımızı, ilk ipek dokumalarımız... Datça'yı ipek'le duyurabilmek hayaliyle yola çıktığımız İpek Dokuma Atölyesi ve Yaşar'ın verdiği eğitimler. Antik'in bahçesinde gelep günleri... Zamanla ne oldu da ben yazmaktan bu kadar uzaklaştım bilemiyorum. Son yıllardaki blog paylaşımlarımı geçiştirmişim hep. Biraz işlerimizin kısır döngüye girmiş olması, hep aynı şeyleri mi yazacağım kaygısı, biraz yaşadığımız olumsuzluklar belki, yazmak keyfinden biraz uzaklaştırdı beni galiba... 2005 yılında geride bıraktığımız şehir yaşamı, aslında tozpembe bir dünyaymış. Bir sahil kasabasında yaşamaksa hayatın tam kendisiymiş... On yılda bunu anladık. Gün oldu parıldayan gözlerimizi kaybettik, bazen hayallerimizi.... Gariptir ki dışarıdan bakan gözlerin cennet olarak algılandığı bir yerde, gerçek hayatı öğrendik... Yaşadığımız her olumsuzluktan ders almasını bildik ve daha da güçlendik.
İşte geçenlerde blog sayfam çıkınca karşıma, bunları düşündüm ve yazmaya başladım. Halbuki durmadık hep çalıştık, tasarladık, ürettik. Bir duraksamaya girdik belki ama şimdilerde daha güzel şeyler yaptık. Bu güne kadar ürettiklerimizden çok çok daha güzel bir şey yaptık. Yıllarca hayatımızda işten güçten zaman bulamadığımız, korktuğumuz için hiç düşünmediğimiz, garip ama eksikliğini birbirimize söyleyemediğimiz en güzel şeyi yaptık. Adını Doğa koyduk :) 14 aydır anlıyoruz ki oluyormuş... Ve hep, yaptığımız işlerin farkında olup markalaşmak yolunda bir türlü adımlar atamamanın eksikliğini yaşadığımız ipekçilikte çok doğru şeyler yaptık. Onun da adını Caria Silk koyduk.
Tekrar yazmak çok keyifli geldi, özlemişim. Sanırım bundan sonra daha sık sizlerle paylaşacağım. Her yeni gün yeni bir başlangıç çünkü....
Pazartesi, Temmuz 08, 2013

Sizlere Datça'ya açılan yeni bir mekandan, bahsetmek istiyorum büyük bir keyifle...
Kadıköy Moda'da gezenler mutlaka görmüşlerdir Polka Cafe'yi...
Ne şanslıyız ki 4 yıl önce tanıştığımız ve çok sevdiğimiz iki arkadaşımız yerleştiler ve artık Polka'nın Datça'da da bir şubesi var.... Öyle sıcak, öyle güzel yaptılar ki mekanlarını, sürekli oraya gitmek istiyor insan.... ara sıra, bazı bazı, sık sık kaçıyorum bende :) Datça merkeze gelipte oraya gitmezseniz çok şey kaçırırsınız....
Çok güzel kahvaltıları, değişik tatlarda yemekleri, kekleri, içecekleri var... Orkun'un içine huzurunu, mutluluğunu kattığı hamburgerleri var.... Feride'nin güzel yüzünden yansıyan muhteşem bir enerjisi var... Cennete çevirdikleri gizli bahçeleri var... İçinde küçük bir satış alanları var... Deniz'in tamamen doğal yollarla yaptığı sabunları, Hamdiye'nin portakaldan, tohumdan, kağıttan yaptığı takılar var. Gözünüze çarpıp, yüzünüzü güldürecek bir sürü detay var. İşte onları anlatmayacağım, tadı kalsın, gidin siz yaşayın diye....
Oldukça uzun bir aradan sonra herkese merhaba,
Datça'da yaşam hala çok güzel, çok keyifli. Yaptığımız işleri geliştirmenin verdiği haz ise anlatılmaz... Geçtiğimiz seneden beri neler yaptık...
Yaşar ipek böceği yetiştirmeye ve dokumaya devam ediyor. Fular, peştamal ürünlerimizin yanı sıra elbise tasarımları yapmaya başladık. Çalışmalarımıza bir ürün daha eklendi. Yaşattığı hissi anlatmam oldukça zor olan iç çamaşırları ziyaretçilerimizi bekliyor... Ben ise üretmeye devam, gümüş tasarımlarıma yenilerini ekledim. Dükkanımızda değişiklikler yaptık, antik'in cennet bahçesinde de değişikler yaparak yeni bir sezona hazırlandık. Onur arkadaşımız geldi ve akşamları keyifli müziğimiz başladı. Bu zamana kadar olduğu gibi direnişimiz ise her zaman devam.... Fazla söze gerek duymadan, bir yılı sizlere özetledim.... Muhabbetin geri kalanına geldiğinizde devam edebiliriz efendim... Sevgiler eksilmesin....
Pazartesi, Mayıs 14, 2012
Bizleri merak eden, yeni gelişmeleri bildirmediğimiz, sizleri haberdar etmediğimiz için sitem eden herkese sesleniyorum... Haklısınız. Üretime fazla daldık, özür.
Şu günlerde, 2006 yılından beri olduğu gibi ipekböceği yetiştirmekle meşgulüz... Bu sene mevsimin geç gelmesi nedeniyle böceklerimiz henüz 18. günlerini yaşıyorlar...
Geçtiğimiz kış aylarını çok verimli geçirdik. Artık benimde bir dikiş makinem var ve Datça'nın eşsiz manzarası karşısında, kış'ımı evde de üreterek geçirdim. Çocukluğumdan beri annemin isteksiz çırağı idim. Şimdilerde ise oldukça hevesli... Öğrenmeye çalıştığım dikiş denemeleri yanı sıra, atölyemde de gümüş üretimlerim fazlasıyla eğlenceli idi... İçimde yaşadığım bu eğlenceli çoşku ürünlerimi de yansıdı tabiiki... Yaşar'ın ipek dokumaları her sene olduğu gibi devam etti. Bu sene ürün yelpazemiz biraz daha genişledi. Bunların dışında Yaşar'ı ve beni de daha çok mutlu eden, ipek böcekçiliğini, Datça dışındaki başka beldelerde de canlandırmak üzere projeler içinde yer alması. Fethiye ve Alanya'ya bu konuyla ilgili ziyaretlerimiz ve güzel paylaşımlarımız oldu... Bir ışık olabildiysek ne mutlu bize...
Bu çalışmamı Bodrum'a yaptığımız bir feribot yolculuğu sırasında tam karşımda "Guş Dede" yazan bir balıkçı teknesini görünce yapmaya karar verdim. Geleneklerin devamı bitse de bir şekilde yaşatılıyor olması nedeniyle, bu çalışmamın benim için çok ayrı bir anlamı var...
Guş ; yöre halkının ipek böceklerine verdiği isim....
Farklı ürünlerimizden biri, ipek bornoz... Böcekten bornoz'a :)
Cumartesi, Eylül 03, 2011
Datça’da “Knidos Kültür Sanat Akademisi”
Datçamızı ziyaret eden Sayın Güngör Uras'ın 02 Eylül 2011 Cuma günkü yazısında Yaşar'ın İpekböcekçiliği ve dokumacılığından da bahsediliyor.
Knidos, Datça Yarımadası’nın en uç kısmında Ege ve Akdeniz’in birleştiği noktada milattan önce (MÖ) 2000 yılında kurulmuş, MÖ 1400-1300 yıllarında seramik sanatının geliştiği bir kent imiş... MÖ. 700-400 yıllarında sanatı ile yapıları ile ekonomik gücü ile antik dünyanın en önemli kenti haline gelmiş. 7 km’ye yayılmış kent, limanı, tiyatroları, tapınakları, agorası, heykelleri ile öne çıkmış. İnsanlar bu kentteki Afrodit Heykeli’ni görebilmek için uzaklardan Knidos’u ziyaret edermiş. (Bu heykel henüz bulunamadı) O dönemlerde Mısır’da ve Akdeniz çevresinde en önemli eserleri yapan heykeltıraşlar ve mimarlar Knidos’ta yaşamış. Knidos dünyanın oksijeni en zengin 2’nci yöresi. Ünlü tarihçi Strabon, “Tanrı yarattığı kurulunun uzun ömürlü olmasını isterse Datça Yarımadası’na bırakır” demiş.
Arap istilalarından ve depremlerden sonra Knidos terk edilmiş. Geniş alana yayılan ve çoğu sahipsizlikten yağmalanan mermer yapıtlar arasında gezinirken insanın kalbi sızlıyor. (Merak eden Knidos’un hikâyesini okumalı, imkânı olan Knidos kalıntılarını görmelidir.)
Yarımada MS. 13’üncü yüzyılda Menteşe Beyliği’nin hâkimiyetine girmiş 15’inci yüzyılda da Osmanlı imparatorluğu sınırlarına katılmış.
Sanattan tarıma
Knidos medeniyeti yok olunca Datça‘da yaşayanlar tarıma yönelmiş. Badem yetiştirerek zeytinyağı satarak hayatlarını sürdürür olmuş.
Muğla Valisi Mülkiyeli ağabeyimiz (rahmetli) Özer Türk 1972 yılında Bodrum ile birlikte Datça Aktur’u kurunca Marmaris’in uzantısı olarak Datça’da da turizm hareketi canlanmaya başlamış. Can Yücel’in eski Datça’ya yerleşmesi sayesinde Datça sanatçıların ilgisini çeker olmuş. Datça’nın eski Datça Mahallesi diye adlandırılan bölgesinde sokak aralarında çok sayıda küçük sanat atölyesi açılmış.
Can Yücel Sokak’taki “Datça Sanart”ta Yaşar Aydoğan önce gümüş el sanatları ile yoğunlaşırken daha sonra Datça’da ipekçiliği geliştirmeye soyunmuş. Şimdilerde dut ağacı diktiriyor, kozadan, iplik çektiriyor. Dokutuyor. Boyuyor. Nilgün Börekçi, Sena Pir Çakır’ın desteği ile İr Meydanı’nda Alamango Sanat Galerisi’ni yaşatıyor.
Tarımdan gene sanata
Knidos’ta bundan 2-4 bin yıl önceki sanat hareketine benzer bir hareketi başlatmak iddiası ile yeni bir girişim var. Nevzat Metin, Yakaköy’de, Knidos yolu üzerinde vakıflara ait 11 dönüm bir arazi içindeki eski bir Rum okulunun onarılmasını, sanat atölyeleri haline getirilmesini sağlamış. Yanına sergi salonu inşa ettirmiş. Böylece “Uluslararası Knidos Kültür ve Sanat Akademisi” (UKKSA)ortaya çıkmış. 1400 m2 kapalı alanı olan UKKSA ulusal ve uluslararası sanatçıların bir araya gelerek atölye çalışmaları yaptıkları, özgün sanat eserleri ürettikleri, gençlerin yetişmesine katkıda bulundukları bir sanat merkezi olarak faaliyet gösteriyor. Akademik bir yapısı, diploma, sertifika dağıtma işine girmemiş. Seramik, mermer heykel, resim, cam atölyeleri var. Sanatçılar bu atölyelerde çalışıyor. UKKSA’da ulusal ve uluslararası sempozyumlar düzenleniyor. Sanatçıların eserleri sergileniyor.
Nevzat Metin ile arkadaşlarının kısa sürede ortaya çıkardıkları kurumun herhalde benzeri yok. Gidip görmeyenin neyi anlattığımı anlayabilmesi çok zor.
Geçenlerde düzenlenen Knidos’un Sır’ı Seramik, Cam, Çini Festivali ve Açıkhava Sergisi büyük ilgi gördü. Sergideki eserler kasım ayında İstanbul’da düzenlenecek 21. Uluslararası Artist Fuarı’nda da yer alacak.
Yazıyı Datça’nın ünlü bademlerinden söz etmeden bitiremem. Datçalı kadınlar o sert bademlerin kabuğunu kırıyor, taze taze badem içlerini torba torba satıyor. Ben bir tür badem olduğunu sanırdım meğer 4 tür Datça bademi varmış. Her birinin de fiyatı farklı imiş. En iyisi Nurlu badem. Sonra Akbadem, Yazı ve Sıra badem geliyor. Bilgilerinize sunulur.
http://ekonomi.milliyet.com.tr/datca-da-knidos-kultur-sanat-akademisi-/ekonomi/ekonomiyazardetay/02.09.2011/1433726/default.htm
Knidos, Datça Yarımadası’nın en uç kısmında Ege ve Akdeniz’in birleştiği noktada milattan önce (MÖ) 2000 yılında kurulmuş, MÖ 1400-1300 yıllarında seramik sanatının geliştiği bir kent imiş... MÖ. 700-400 yıllarında sanatı ile yapıları ile ekonomik gücü ile antik dünyanın en önemli kenti haline gelmiş. 7 km’ye yayılmış kent, limanı, tiyatroları, tapınakları, agorası, heykelleri ile öne çıkmış. İnsanlar bu kentteki Afrodit Heykeli’ni görebilmek için uzaklardan Knidos’u ziyaret edermiş. (Bu heykel henüz bulunamadı) O dönemlerde Mısır’da ve Akdeniz çevresinde en önemli eserleri yapan heykeltıraşlar ve mimarlar Knidos’ta yaşamış. Knidos dünyanın oksijeni en zengin 2’nci yöresi. Ünlü tarihçi Strabon, “Tanrı yarattığı kurulunun uzun ömürlü olmasını isterse Datça Yarımadası’na bırakır” demiş.
Arap istilalarından ve depremlerden sonra Knidos terk edilmiş. Geniş alana yayılan ve çoğu sahipsizlikten yağmalanan mermer yapıtlar arasında gezinirken insanın kalbi sızlıyor. (Merak eden Knidos’un hikâyesini okumalı, imkânı olan Knidos kalıntılarını görmelidir.)
Yarımada MS. 13’üncü yüzyılda Menteşe Beyliği’nin hâkimiyetine girmiş 15’inci yüzyılda da Osmanlı imparatorluğu sınırlarına katılmış.
Sanattan tarıma
Knidos medeniyeti yok olunca Datça‘da yaşayanlar tarıma yönelmiş. Badem yetiştirerek zeytinyağı satarak hayatlarını sürdürür olmuş.
Muğla Valisi Mülkiyeli ağabeyimiz (rahmetli) Özer Türk 1972 yılında Bodrum ile birlikte Datça Aktur’u kurunca Marmaris’in uzantısı olarak Datça’da da turizm hareketi canlanmaya başlamış. Can Yücel’in eski Datça’ya yerleşmesi sayesinde Datça sanatçıların ilgisini çeker olmuş. Datça’nın eski Datça Mahallesi diye adlandırılan bölgesinde sokak aralarında çok sayıda küçük sanat atölyesi açılmış.
Can Yücel Sokak’taki “Datça Sanart”ta Yaşar Aydoğan önce gümüş el sanatları ile yoğunlaşırken daha sonra Datça’da ipekçiliği geliştirmeye soyunmuş. Şimdilerde dut ağacı diktiriyor, kozadan, iplik çektiriyor. Dokutuyor. Boyuyor. Nilgün Börekçi, Sena Pir Çakır’ın desteği ile İr Meydanı’nda Alamango Sanat Galerisi’ni yaşatıyor.
Tarımdan gene sanata
Knidos’ta bundan 2-4 bin yıl önceki sanat hareketine benzer bir hareketi başlatmak iddiası ile yeni bir girişim var. Nevzat Metin, Yakaköy’de, Knidos yolu üzerinde vakıflara ait 11 dönüm bir arazi içindeki eski bir Rum okulunun onarılmasını, sanat atölyeleri haline getirilmesini sağlamış. Yanına sergi salonu inşa ettirmiş. Böylece “Uluslararası Knidos Kültür ve Sanat Akademisi” (UKKSA)ortaya çıkmış. 1400 m2 kapalı alanı olan UKKSA ulusal ve uluslararası sanatçıların bir araya gelerek atölye çalışmaları yaptıkları, özgün sanat eserleri ürettikleri, gençlerin yetişmesine katkıda bulundukları bir sanat merkezi olarak faaliyet gösteriyor. Akademik bir yapısı, diploma, sertifika dağıtma işine girmemiş. Seramik, mermer heykel, resim, cam atölyeleri var. Sanatçılar bu atölyelerde çalışıyor. UKKSA’da ulusal ve uluslararası sempozyumlar düzenleniyor. Sanatçıların eserleri sergileniyor.
Nevzat Metin ile arkadaşlarının kısa sürede ortaya çıkardıkları kurumun herhalde benzeri yok. Gidip görmeyenin neyi anlattığımı anlayabilmesi çok zor.
Geçenlerde düzenlenen Knidos’un Sır’ı Seramik, Cam, Çini Festivali ve Açıkhava Sergisi büyük ilgi gördü. Sergideki eserler kasım ayında İstanbul’da düzenlenecek 21. Uluslararası Artist Fuarı’nda da yer alacak.
Yazıyı Datça’nın ünlü bademlerinden söz etmeden bitiremem. Datçalı kadınlar o sert bademlerin kabuğunu kırıyor, taze taze badem içlerini torba torba satıyor. Ben bir tür badem olduğunu sanırdım meğer 4 tür Datça bademi varmış. Her birinin de fiyatı farklı imiş. En iyisi Nurlu badem. Sonra Akbadem, Yazı ve Sıra badem geliyor. Bilgilerinize sunulur.
http://ekonomi.milliyet.com.tr/datca-da-knidos-kultur-sanat-akademisi-/ekonomi/ekonomiyazardetay/02.09.2011/1433726/default.htm
Cumartesi, Mayıs 28, 2011
Uzun zamandır ayrı kaldığımız sevgili takipçilerimiz. Oldukça yoğun çalışmalarla dolu bir kış geçirdik. Yaşar bir yandan ipeklerini dokurken ben de,Eski Datça El Sanatları atölyemizde birbirinden eğlenceli gümüş takılarımı yapmaya devam ettim. Şu günlerde ise; 2011 yılının ipekböcekleri yetiştirilmekte ve oldukça yoğun günler yaşamaktayız, 5 senedir olduğu gibi. Takip edenler bilirler... 5 sene önce, "bu işi bir deneyelim, bitmiş bir geleneği başlatsak, yeniden Datça'da ipekböcekçiliği ve ipek dokumalar yapılmasına öncülük etsek, ne olur sanki" diye çıktığımız bu yolda, şimdi bu hayallerimizin gerçekleştiğini görmek inanın çok mutluluk verici. Geçtiğimiz sene bu serüvene eklenen Hızırşah'lı kadınları şimdi Reşadiyeli kadınlar iziyor. Bu sene onlarda yapmaya başladılar, kışın dokuma eğitimi almak istiyorlar. Hızırşah köyü ve çevresine, önümüzdeki yıllarda, yetiştirici sayısının artması durumunda yaprak sıkıntısı yaşanmaması için, 3000 tane dut fidanı dikildi. Tabi tüm bu gelişmeler, Hızırşah muhtarı, Kaymakamlarımız ve Koza Birlik Kurumundan bu işe, bizim gibi gönül vermiş birçok insanın katkılarıyla olduğunu belirtmeliyim. İşte size bu senenin ipekböceklerinden birkaç fotoğraf ve video.
Çarşamba, Aralık 22, 2010
YENİ BİR YIL HEYECANI
Yeni yıl şenliğimize katılabilecek herkesi bekleriz. Ama lütfen kostümlerinizi giymeyi unutmayın...

Eski Datça sokaklarında karnaval var. Geçtiğimiz sene yaptıkları yeni yıl eğlencesi ile katılanların dilinden düşmeyen, katılamayanların akıllarının kaldığı eğlence gelenekselleşiyor. Üstelik, bu yıl en iyi kostümün seçileceği yarışma ilk kez gerçekleştirilecek. Bunun dışında ödüllü yarışmalar, çocuklar için özel gösteriler, birbirinden güzel hediyelerin olduğu çekiliş, dans, müzik, herşey yeni yıla eğlence ve keyif dolu girmek... için ve sizler için özel hazırlandı. Izgarada köfte, sucuk, özel yapım sıcak şarap ve daha birçok yiyecek olacak. 26 Aralık Pazar günü kostumlerinizle gelin, bu eğlenceyi Eski Datça'da yaşayalım.
BAŞLAMA SAATİ : 15:00
ÇOCUKLARA YÜZ BOYAMA : 15:30 - 16:00
ÖDÜLLÜ TAVLA TURNUVASI (KARYA CAFE) : 16:30
ÇOCUK DİSCOSU, ANİMASYON : 16:30
ÖDÜLLÜ HIZLI KIYAFET GİYME YARIŞMASI : 17:30
EN İLGİNÇ KOSTÜM ÖDÜL TÖRENİ : 19:30
YENİ YIL ÇEKİLİŞİ : 20:00

Eski Datça sokaklarında karnaval var. Geçtiğimiz sene yaptıkları yeni yıl eğlencesi ile katılanların dilinden düşmeyen, katılamayanların akıllarının kaldığı eğlence gelenekselleşiyor. Üstelik, bu yıl en iyi kostümün seçileceği yarışma ilk kez gerçekleştirilecek. Bunun dışında ödüllü yarışmalar, çocuklar için özel gösteriler, birbirinden güzel hediyelerin olduğu çekiliş, dans, müzik, herşey yeni yıla eğlence ve keyif dolu girmek... için ve sizler için özel hazırlandı. Izgarada köfte, sucuk, özel yapım sıcak şarap ve daha birçok yiyecek olacak. 26 Aralık Pazar günü kostumlerinizle gelin, bu eğlenceyi Eski Datça'da yaşayalım.
BAŞLAMA SAATİ : 15:00
ÇOCUKLARA YÜZ BOYAMA : 15:30 - 16:00
ÖDÜLLÜ TAVLA TURNUVASI (KARYA CAFE) : 16:30
ÇOCUK DİSCOSU, ANİMASYON : 16:30
ÖDÜLLÜ HIZLI KIYAFET GİYME YARIŞMASI : 17:30
EN İLGİNÇ KOSTÜM ÖDÜL TÖRENİ : 19:30
YENİ YIL ÇEKİLİŞİ : 20:00
Salı, Eylül 21, 2010
Bilgisayar başına oturmaya vakit bulamadığımız günler geri kalıyor... Temmuz ayında Anadolu Jet Dergisinde çıkan Datça Haberimizi ise ancak paylaşabiliyorum. Bir gece küçük bir muhabbetle, akılda kalanları bu kadar güzel özetleyen arkadaşları kutluyorum......
AnadoluJet Magazin - Temmuz 2010
Yazı:Melih Uslu - Fotoraf: Fatih Pınar
Çılgın Kalabalıktan Uzakta Datça
..........Müberra Poyrazoğlu, asırlık bir taş binayı el sanatları atölyesine dönüştürmüş. Bir başka Datça tutkunu olan Yaşar Aydoğan ise yörenin eski bir geleneği olan ipek dokumayı yeniden canlandırmaya kararlı. Eski Datça yakınlarındaki terk edilmiş bir okul binasında
20 köy kadınına ipek böcekçiliği dersi verilmiş. Dokuma tezgâhlarının sayısı şimdiden yediye ulaşmış ve bu yıl ilk kez Datça’da tam 250 kilo ipek kozası elde edilmiş. ”
AnadoluJet Magazin - Temmuz 2010
Yazı:Melih Uslu - Fotoraf: Fatih Pınar
Çılgın Kalabalıktan Uzakta Datça
..........Müberra Poyrazoğlu, asırlık bir taş binayı el sanatları atölyesine dönüştürmüş. Bir başka Datça tutkunu olan Yaşar Aydoğan ise yörenin eski bir geleneği olan ipek dokumayı yeniden canlandırmaya kararlı. Eski Datça yakınlarındaki terk edilmiş bir okul binasında
20 köy kadınına ipek böcekçiliği dersi verilmiş. Dokuma tezgâhlarının sayısı şimdiden yediye ulaşmış ve bu yıl ilk kez Datça’da tam 250 kilo ipek kozası elde edilmiş. ”
Salı, Eylül 07, 2010
antik cafe bar keyifli müzikler ile çoşuyor
Bu sene, her seneden farklı... Feride Sofugil ve Onur Kar arkadaşlarımızın keyifli müzikleri ile şenlenen gecelerimiz bayram sonuna kadar devam ediyor...
Salı, Temmuz 06, 2010

Kent yaşamının koşuşturması içerisinde bizi doğada farklı kılan, insan yapan sanat gibi olgulardan üretim anlamında uzak kalır, koparız. Belki bu yüzden yaşadığımız kentlerden uzaklaştığımız anlarda (özellikle tatil zamanları) kendimizi daha mutlu hissederiz.
DATÇA SANAT desteğiyle gerçekleştirilecek olan "FOTOĞRAF ATÖLYESİ"; size mutlu olduğunuz bu yılın kısıtlı zamanında üretme olanağı da yaratmayı amaçladı. Tatilinizi yaparken aktif olarak dinlenebileceğiniz, üretebileceğiniz ve üretimlerinizi paylaşarak kendinizi geliştirebileceğiniz bir ortam hazırladı.
Eski Datça'da tarihle içiçe konaklayacak, dünyanın en güzel koylarında (bük) denize girecek ve görsel zenginliği nedeniyle fotoğraf makinanızı elinizden düşürmeyeceksiniz.
FOTOĞRAF ATÖLYESİ 2010 Programı
1.Dönem 18-24 Temmuz 2010 (8 gece/ 7 gün)
2.Dönem 25-31 Temmuz 2010 (8 gece/ 7 gün)
3.Dönem 01-07 Ağustos 2010 (8 gece/ 7 gün)
4.Dönem 08-14 Ağustos 2010 (8 gece/ 7 gün)
5.Dönem 15-21 Ağustos 2010 (8 gece/ 7 gün)
6.Dönem 22-28 Ağustos 2010 (8 gece/ 7 gün)
7.Dönem 29 Ağ- 04 Eylül 2010 (8 gece/ 7 gün)
8.Dönem 05-11 Eylül 2010 (8 gece/ 7 gün)
9.Dönem 12-18 Eylül 2010 (8 gece/ 7 gün)
10.Dönem 19-25 Eylül 2010 (8 gece/ 7 gün)
Can Yücel Sk. Eski Datca, Mugla, Turkey
ayrıntılı bilgi için tel: 0252 712 91 76
Perşembe, Temmuz 01, 2010
Eski Datça'da yeni bir dükkan daha!!!
Pazartesi, Haziran 07, 2010
HIZIRŞAH KÖYÜNDE GELEP ŞENLİKLERİ GÜN BOYU DEVAM EDECEK
Hızırşah Köyü Geleneksel El Sanatlarını Yaşatma ve Geliştirme Projesi kapsamında başlatmış olduğumuz İpekböcekçiliği'ne ilişkin çalışmalar büyük hararetle devam ediyor. Bugün boyunca devam edecek olan Gelep Şenlikleri ile yetiştirilen böcekler iplik haline geliyor. İpek Dokuma Atölyesi'nde ipekböcekleri nedeniyle ara verilen dokuma işlerine ise yarından itibaren tekrar başlanacak. Gelep şenliğini ziyaret eden makamlar gelişmelerden ve halkın büyük hevesle çalışmasından ötürü oldukça mutlulardı.

Bir yandan özel gün ikramı olan keşkek hazırlıkları yapılıyor, diğer yandan gelep yapılıyor...

Bizleri "guş tutarken" yalnız bırakmayan yaşlı teyzelerimiz...

Seneler sonra Hızırşah köyünde dokunan "El Dokuması" ürünler...

Gelen ziyaretçiler tarafından satın alındı.

Önümüzdeki günlerde yapılacak olan sergi için harıl harıl çalışmakta olan bir ekip daha var. Dokunan ipekler ile yapılan bu çalışmaları kimseler göremiyor. Bilirsiniz bir işe yeni başlamak, düzene oturtmak zaman alır. Yaşanan bir yığın karmaşa ve düzensizlik, aylardır süren yorgunluklara rağmen ortaya çıkan bunca güzel şeyi gördüğünüzde, işte o zaman herşeyi unutuyorsunuz. Sadece mutlu bir tebessüm beliriyor yüzünüzde. Gönlünü bu işe koyan herkesin ellerine sağlık....

Çalı arasında kozalar ve birkaç kelebek örnek amaçlı ayrıldı.
Bir yandan özel gün ikramı olan keşkek hazırlıkları yapılıyor, diğer yandan gelep yapılıyor...
Bizleri "guş tutarken" yalnız bırakmayan yaşlı teyzelerimiz...
Seneler sonra Hızırşah köyünde dokunan "El Dokuması" ürünler...
Gelen ziyaretçiler tarafından satın alındı.
Önümüzdeki günlerde yapılacak olan sergi için harıl harıl çalışmakta olan bir ekip daha var. Dokunan ipekler ile yapılan bu çalışmaları kimseler göremiyor. Bilirsiniz bir işe yeni başlamak, düzene oturtmak zaman alır. Yaşanan bir yığın karmaşa ve düzensizlik, aylardır süren yorgunluklara rağmen ortaya çıkan bunca güzel şeyi gördüğünüzde, işte o zaman herşeyi unutuyorsunuz. Sadece mutlu bir tebessüm beliriyor yüzünüzde. Gönlünü bu işe koyan herkesin ellerine sağlık....
Çalı arasında kozalar ve birkaç kelebek örnek amaçlı ayrıldı.
Cuma, Haziran 04, 2010
Hızırşah köyünde başlatılan proje kapsamında 260 kilo koza elde edilmiştir. Bu kozalar 2 gün ve gece yarılarına kadar süren yoğun çalışmalar ile tamamlanmış, dün gelep işlemlerine başlanmıştır. Bundan sonraki aşama ipek dokumalar olacaktır.

Oldukça fazla olan kozaların tamamını tek bir kareye sığdırmam mümkün olmadı. Bu karede görülen sadece bir kısmı...
Oldukça fazla olan kozaların tamamını tek bir kareye sığdırmam mümkün olmadı. Bu karede görülen sadece bir kısmı...
Çarşamba, Haziran 02, 2010
İşlem tamam !
Perşembe, Mayıs 27, 2010
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










