Pazar, Nisan 26, 2009

Datça SanaRt'ta Datça'da Sanat

Eski Datça'da konaklamalı, kuyumculuk eğitimi ile hem sanat hem tatil yapmanın fırsatını yaşayın !
Tarihi mekanlarda düzenlenen gezi yürüyüşleri, tekne turu, gürültü ve stresten uzak dinlenme saatleri ve hoş muhabbetlerle dolu gecelerle unutulmaz bir tatil yapıp, kendi ellerinizle ürettiğiniz gümüş takınıza sahip olun. Eğitim programı dışında; köyümüzde yapılmakta olan ipekböcekçiliğine eşlik etmek imkanı bulabilirsiniz. (İpekböcekçiliği sadece Mayıs ayı eğitim programındadır.)
09 Mayıs Cumartesi : Geliş günü Eski Datça ve çevre yürüyüşü
10 Mayıs Pazar : Tekne turu ya da deniz sefası
11 Mayıs Pazartesi : 10:00-12:00 / 13:00-15:00 Kuyumculuk eğitimi
12 Mayıs Salı : 10:00-12:00 / 13:00-15:00 Kuyumculuk eğitimi
13 Mayıs Çarşamba : Knidos antik şehir gezisi ve büklerde deniz sefası
14 Mayıs Perşembe : 10:00-12:00 / 13:00-15:00 Kuyumculuk eğitimi
15 Mayıs Cuma : 10:00-12:00 / 13:00-15:00 Kuyumculuk eğitimi
16 Mayıs Cumartesi : Dönüş günü

Datça SanaRt tatil paketi 7 gece 8 günü kapsamaktadır. Datça SanaRt Sanat ve Tatil Paketi 1.200 TL'dir. Kahvaltı ve öğle yemekleri fiyata dahildir.
Detaylı bilgi için; datcasanat@gmail.com adresine mail atmanız yeterlidir.

Perşembe, Nisan 23, 2009

23 Nisan Geleneksel Uçurtma Şenliğinden kareler...

Uçurtma yapmaktan ve uçurmaktan son derece keyif alan Yaşar bugün çocuklarla doya doya eğlendi...












Çarşamba, Nisan 22, 2009



Bir hafta önce açılan ipek böceklerimizin yumurtalarından çıkarken detay görüntülerini görüyorsunuz yukarıdaki fotoğrafta... Üç senedir olduğu gibi aynı heyecanla başladı ipekböceği serüvenimiz bu senede... İpekböcekçiliği projemizde; bu kış dokunan ürünlerimizde artık bizlerle... Uçlarına yapılan oyalar tamamlanır tamamlanmaz sizlerle paylaşacağız... En kısa zamanda...

Salı, Nisan 14, 2009

Bahar... bahar... bahar... Datça en güzel zamanlarını içimize sindire sindire yaşıyoruz....






Perşembe, Mart 26, 2009

Üç aydır ayrı olduğum Datçama bugün dönüyorum. Yeni yılın ilk günlerinde aldığım telefonla; (bir yandan Datça'nın en güzel zamanlarını kaçırmanın üzüntüsünü hissetsemde) koşa koşa gelmiştim İstanbul'a. Çünkü, seneler önce almış olduğum kuyumculuk eğitimime devam etme şansı yakalamıştım. Her yönden çok şeyler katarak dönüyorum şimdi atölyeme... Yeni teknikler, yeni tasarımlarla dopdolu olarak... İstanbul'u çok keyifli yaşayarak, paylaşımcı güzel insanlarla tanışarak...

Fotoğrafta değerli ustamı ve bana kucak açan arkadaşlarımı görüyorsunuz...

Çarşamba, Şubat 18, 2009

Yer : Kadıköy Halk Eğitim Merkezi Adı : Şerli Mahalle Fiyat : 10 YTL


oyun için bilgi almak isterseniz ; http://www.tiyatrodunyasi.com/haberdetay.asp?haberno=2454 linkine tıklayın.
Ben oyunu izledim çok beğendim ve sizlerle paylaşmak istedim.... İstanbuldaysanız ve sanata ayıracak 10 liranız varsa kaçırmayın derim...

Çarşamba, Şubat 11, 2009


Bazı insanların gideceğini hiç düşünmezsiniz... Enerjileri o kadar yüksektir ki, "yaşlı" bile diyemezsiniz hatta... Benim için öyleydi Nihat Amca... Bu gidişle Datça çok şey kaybetti daha şimdiden... Gittiğin yerde yaşadığın yer gibi cennet olsun Nihat Amca...

Cuma, Ocak 02, 2009

Yeni yılı Kızlandaki Tarihi Yeldeğirmeninde çok sevdiğimiz dostlarımızla birlikte karşıladık. Sizlerinde yolu Datça'ya düşerse merkeze gelmeden 5 km geride bulunan bu eşsiz mekana uğramadan sakın Datça'dan ayrılmayın.



Çarşamba, Aralık 31, 2008


Biz yani; Müberra ve Yaşar. Değerli kültür varlıklarımız olan El Sanatlarımızı yaşatmaya devam edebilme ve yeni projelerin heyecanı ile giriyoruz yeni yıla.... Sizlerinde hayallerinizin peşinden koştuğunuz, ümitlerinizi yitirmeyeceğiniz bir yıl yaşamanızı dileriz...

Pazar, Aralık 14, 2008

Uzun bir aradan sonra merhaba!
Yaz tüm yorgunluk ve hareketiyle bizi terkedeli çok oldu. Şimdi, Datça boş, bahçemiz boş. Yeni tasarımlarımız ve üretimin heyecanı ile başbaşayız geçtiğimiz hafta geldiğimiz Datçamızda. Beş hafta İstanbulda aile ve arkadaşlarımızla hasret giderdikten sonra iki gün iki gece süren dönüş yolculuğumuzda Pala ile olmaktan çok keyif aldık. Sonbaharın tadını dönüş yolculuğunda yaşadık ve önce Eskişehirdeki Koza Birliğin tesisini gezerek, Ramazan Bey ile tanıştık, bilgi paylaşımında bulunduk. Türkiye genelinde halkın ipek üretimi için teşvikle biraaraya getirilen kozaların, ip haline getirildiği bir tesis burası. Bizim için bir rüya olan bu mekanın ülkemizde yapılmış olduğunu bilmek ve devam ettirebilmek için heyecan yaşayan bir insala tanışmak bizi çok mutlu etti.





Bir gece Afyon'da konakladıktan sonra; yazın tanıştığımız Denizli'li arkadaşların Cam Atölyelerine uğradık. Düşüncemiz bir "Merhaba" demekti ama atölyeye girince ve yaptıkları işleri görünce büyülendik, bizde bazı çalışmalar yaptık. Üstelik, Akgün Akova'nın akşam fotoğraf sunumu olduğunu duyunca, gece arkadaşlarımıza konuk olduk. Sunum sonrası Karma Cam Atölyesini ziyaret eden Akgün Akova ile beraber çalışmalara devam ettik. Aslında uyumayıp sabaha kadar devam çalışmak istesekte, sabah Datçaya uzanan yolu sağsalim gidebilmek için uyuduk. Akşam yaptığımız füzyon çalışmalarını sabah makineden çıkarmak ise benim gerçekten çok büyüleyiciydi. Atık şişelerden yaptıkları çalışmaları, kendilerine özgü cam boncuklar ve bu boncukların farklı metartellerle takıda hayat bulmasına tanıklık etmeyi düşünürseniz yolunuzu Denizli'den geçirin... Ve bu güzel insanlarla mutlaka tanışın. İşte Karma Cam Atölyesinden ve çalışmalarımızdan birkaç örnek...









Cumartesi, Ağustos 02, 2008

02.08.2008-Zaman gazetesindeki haberimiz

Gün içinde gelen telefonlardan anladık ki gazete okuyan iyi bir kesim varmış. Bizi bugün mutlu eden şey, emeğe verilen saygı oldu.Keşke her insan yitip giden değerlerimize bu kadar saygılı olsa ve üzerine düşen görevi yapsa, yapabilse...
Haberin detayı için;
http://cumaertesi.zaman.com.tr/?bl=8&hn=5771
http://cumaertesi.zaman.com.tr/images/2008/08/02/cumaertesi.pdf

Cuma, Temmuz 25, 2008

Kezban teyze, çöpler ve sorular...


Geçen senelerde ziyaretçilerimizin Eski Datçamıza nasıl hatıralar bıraktığını görünce uyarı yazdığım çöp kovasını koydum atölyemizin önüne. Kezban teyzemizide nöbetçi olarak oturttum. Kezban teyze bazen uyarılarda bulunacak bazen de bilgilendirme yapacak gelen ziyaretçilerimize...

Hadi yerlere atılmasını anladık, duvar araları da ne oluyor diye düşünmeyin. O milletimizin temizlik konusunda çağ atlamış halidir. Yani yere atmaya içi elvermiyor, önce sağına sonra soluna bakıyor gören kimse varmı diye. Sonrada sıkıştırıveriyor elindeki çöpü taş duvar aralarına, yere atmamanın rahatlığı içinde. "Aman" dedim, zaten tatile çıkmışlar sıkmayalım bu insanları bu kadar. "Birşey yapmalı! herkes sadece konuşurken"

Yazılı çöp kovasını koydum. Görüyorum ki sorun çözüldü, bazı eğitilemezlerin dışında. Ama aklımda halen birçok cavapsız soru var. Çöp kovası bulunmayan bir yerde, çöplerimizi yere yatma özgürlüğüne mi sahibiz? Bir şekilde muhafaza edip bekletemez miyiz? Çevredeki işletmelere sorup çöpün atılmasını rica edemez miyiz? Peki ya ; turistik bi beldeye çöp kovası neden konulmaz?

Pazartesi, Haziran 23, 2008

Büyük heyecanımız ilk saf ipek dokuma

Gelep günlerini bitirir bitirmez başladık dokuma çalışmalarına... Saç kalınlığında ipek iplerimiz, tek tek köcü ve taraklar arasında yerlerini aldılar. Hava sıcaklıklarınının Datça normalleri üzerinde sürmesinden dolayı, sabahın erken saatlerinde ve gece geç saatlerde çalışarak neredeyse on gündür süren bu çalışma dün tamamlandı.
Fotoğrafta taraktan geçirilen ipler görülüyor...


Dün; yıllardan sonra ilk saf ipek dokumaya başlayan Yaşar'ın heyecanını tarif etmem mümkün değil. Bugün çalışmaya devam ediyor.

Çarşamba, Haziran 11, 2008

Eski Datça'daki son gelep


Dün öğle saatlerinde Mehtap Ablaların cafelerinin bahçesinde gelep çekiminin tamamlanmasıyla, yarımadanın bu seneki gelep heyecanı bitmiş oldu. Mehtap ablanın geleplerini Kızlan Köyünden Hayriye Sucu çekti. Eski Datça'ya yolunuz düşerse eğer; köyün girişinde sol tarafta göreceğiniz Mehtap Cafede ipek anıları sizi bekliyor.

Gelep temizlemeye yardıma gelen usta eller....

Pazartesi, Haziran 09, 2008

Bu kamera görüntüsünde Hayriye teyzeyi izleyeceksiniz. Gelep yapıldığını duyunca, hali olmamasına rağmen dayanamayıp geldi dün. Oturduğu yerden el hareketlerini gösterip "ah ben az mı yaptım" diye söylenip durdu. Sonunda dayanamadı geçti kazanın başına. Geçen seneki gibi kısacıkda olsa hevesini aldı.


Günlerce süren gelep sarma işinde farklı yüzler oturdu çıkrığın başına...



Ama bu işin ustası Cengiz oldu.... Gereken tüm kontrolleri aksatmadan yaptı...


Bu fotoğraftada neşemize neşe katan Erol'u görüyorsunuz...

Cumartesi, Haziran 07, 2008

Yarımadada Gelep Günleri


Yıllar sonra keyifle ve gülerek hatılayacağımız günler,akşamlar ve geceler yaşıyoruz. Dün Antik bahçesinde başladığımız gelep bugünde devam ediyor. Bu senenin geçen seneden farkı otomatik gelep makinemizin oluşu... Fotoğraflarda da göreceğiz çile saran alet, tüm kol yorgunluklarını bir kenara atıyor. Ümmühan teyzemiz gene kazan başında ustalığını konuşturuyor. Ön tarafta kozakları temizleyen Durkadın teyze ve Fatma Ana... Hızırşahta geçen hafta başlayan gelepler bitmek üzere. Çarşamba günü Kızlandaki gelepler çekildi. Bu hafta içi Hızırşahta ve Eski Datçada koza çekimleri devam edecek. Geçen sene ipekböcekçiliğini yapan iki aile iken bu sene sayıyı artırıp, diğer köylere yaymanın onurunu ve mutluluğunu size anlatmam mümkün değil. Lafı fazla uzatamayacağım, sözü fotoğraflara bırakıyorum, iş beni bekliyor. Sloganımız "AZ LAF ÇOK İŞ"

Akşam saatlerinde yenilen keyifli bir yemek sırasında da gelep taze kanlarla devam etmekte...


Hızırşhataki muhteşem ikili... Sibel ve Pervin'in en mutlu günleri... Onlar geleplerini elde yaptılar...


Gelep temizlemede Hızırşahlı yaşlıları görüyorsunuz...

alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5209111230571692274" />
İşte; Sibel ve Pervin'in emekleri... Bizimkiler hala çekilipduru...


Hızırşahta bir başka gün çekilen Havva ablamızın gelebine yardımcı olanları görüyorsunuz.

Perşembe, Mayıs 22, 2008

Son haberler...


Fotoğraftanda tahmin edebileceğiniz gibi böceklerimiz koza örmeye başladılar.
14-15-16 Mayıs tarihleri arasında tokmak gav dediğimiz son deri değiştirme işlemini gerçekleştiren guşlarımız çılgınlar gibi yediklerinden boyları büyüdü ve yer sorunu yaşayıp, imkansızlıklar içinde yapmaya çalıştığımız için ise fazlasıyla yorgun ve yoğunuz... Bu sebeple sizleri uzun zamandır bilgilendiremedim.
İşte odanın son halinden görüntüler..


Arka plandaki görüntüde koza örme zamanı gelmeyenleri yani halen yiyenleri, ön tarafta ise koza örmeye başlayanları görüyorsunuz. Zamanları gelenler yemeyi bırakıp kafalarını havaya kaldırıp daireler çiziyorlar bizde o zaman anlıyoruz ki ; çalı koyma zamanı gelmiş.


Fotoğrafda bazı kozaları beyaz, bazılarını ise flu göreceksiziniz. Flu olan koza yeni örülmeye başlanmış, beyaz olanlar ise örülmeye başlanalı çok olmuş. Hatta daha yakından bakarsanız sarmakta olan böceği görebilirsiniz.

Çarşamba, Mayıs 07, 2008

Hızırşah Guşları



Bu sabah Hızırşahlılar köy kahvelerinde 9 Hollandalı ziyaretçi ile karşılaştılar. İki yıldan beri ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde gelerek Eski Datça Doğa Pansiyonda keçe yapımı ile ilgili kurslar düzenleyen bu grup( sitemizi takip edenler bilirler geçen sene bende katılmıştım. ) ipekböcekçiliği ve dokuma ile ilgili girişimlerimizi yakından takip ediyorlar.Köyün eski okuluna Yaşar'ın kurmuş olduğu beledi dokuma tezgahını ve dokunan kumaş örneğini gören Hollandalı ziyaretçiler, yokolmak üzere olan bu geleneğin devam ettirilme çabasını saygıyla karşıladıklarını belirttiler.




Sonrasında ; Sibel ARICI ve Pervin Kaya'nın ortak olarak büyüttükleri ipekböceklerini ziyaret ettik. Seneler sonra tekrar guş tutulduğunu görmekten mutluluk duyan Suzan ve Muazzez teyzeler tecrübelerini aktarmanın yanısıra birçoğumuzun unuttuğu, çok güzel bir "imece" örneği sergiliyorlardı. " Dokuz seneden beri guş tutmak hayalini kurduğunu" söyleyen Sibel arkadaşımızın bu hayali gerçekleştirmekten aldığı keyif gözlerinden belli oluyordu. Kendisine bu hayalin neden kaynaklandığını sorduğumuzda aldığımız cevap gerçekten çok güzeldi. "Çeyizime düşen ipek kumaşlarla evimin perdeleri yapmam mümkün olmamıştı, şimdi bu hayalimi gerçekleştireceğim." Bir hayali gerçekleştimenin mutluluğunu ise anlatmamız mümkün değil.