Çarşamba, Nisan 30, 2008

Çocukların ipekböcekleri ziyareti

Dün, Mor Kanguru Çocuk Yuvasından ziyarete gelen 12 adet küçük vardı. 14. günlerinde boyları 2 cm'ye ulaşan ipekböceklerini gören çocuklar oldukça meraklı gözlerle böcekleri incelediler. Öğretmenleri Çiğdem Hanım'ı özverisi için tebrik ediyoruz.



Çarşamba, Nisan 23, 2008

ipekböceklerimiz 1 CM boyunda


"Şu 23 Nisanda çocuklarımıza eziyet çektirmek yerine, bugünün anlam ve önemini gerçekten anlatabiliyor olsak keşke" diyor ipekböceklerimizden haberlere geçiyorum.
Bu sene bizim için tohumları açtıran Ümmühan teyzemizden aldığımız 10 günlük böcekleri, evlerine yerleştirdik. Birinci deri değiştirme işlemlerini gerçekleştiren ipekböceklerinin boyu 1 cm'i bulurken bazıları deri değiştirme sürecine yeni girdiler.

Cumartesi, Nisan 19, 2008

Çağla yemeği, turşusu, reçeli

Çağla ile bugünlerde fazla haşırneşirdim. Çağla; bademin sertleşmeden önceki hali.(Açıklama gereği duyuyorum çünkü çoğu şehirli bunu bilmez) Duyduğum her tarifi denedim. Turşusunu, reçelini ve yemeğini yaptım. Yemeği fazla ekşi gelsede farlı bir yemek yemenin tadını sonuna kadar çıkardık. Turşusu daha açılmadı ama güzel olacağından eminim. Reçeli ise çok güzel oldu... Kimbilir belki Antik Cafe-Bar'da sizlerede ikram etme şansını yakalarım.
İşte fotoğrafları.


Salı, Nisan 15, 2008

DATÇA YARIMADASINDAKİ HEYECAN

Geçen hafta koyunlara konulan yumurtaların, dün ve bugün boyunca açılmasıyla, bu senede yeni bir serüvene başladık. Hızrşah, Kızlan ve Eski Datçada bu işe gönül verenler olarak hepimiz heyecanlıyız. Bu sene onları hayata getirmekte bende başarılıydım, hepsini açtırabildim. Yumurtadan çıkar çıkmaz, dut yapraklarını ince ince kıyarak vermeye başladık. Bu sene işimiz geçen senekinden çok daha fazla olacak...

Perşembe, Nisan 10, 2008

Guşlar geldi!

"Tohumcu geldi, tohumlarım vaaaaaaaaaaaar, guş tohumları geldi" diye bağıran amcanın sesini duyanlar hemen koşarlarmış sokağa. Karaköy'den bir avcı gelirmiş ve ipekböceği tohumu dağıtırmış herkese yüksük hesabı... Dikiş dikerken kullanılan bu alete doldurulan tohumları alıp, koynuna koyarmış herkes, dut yaprakları açılmaya başladığında. Bu gelenek biteli yıllar olmuş tabii.. Geçtiğimiz gün Hızırşah köyüne gittik bizde elimizdeki tohumları dağıtmaya. Önceden isimleri alınan gönüllülere bizde yüksük hesabı dağıttık tohumları. Bütün kadınların çok heyecanlı oldukları gözlendi, rüyalarında görenler bile olmuş. Aynı benim geçen sene heyecanlandığım gibi. Okuyanlar hatırlayacaklardır, rüyamda görüp, maniler bile yakmıştım. Bu sene gene koynuma koydum tohumları bakalım açılacalar mı? Bu sene Hızırşah dışında Kızlan ve Eski Datça Mahallesinde de yapılanlarla toplamda 11 aile, 10 kutu ipekböceği yetiştirilecek. Geleceğe dair hedefimiz, İpekböcekçiliğini geçmişte olduğu gibi tüm yarımadaya yayarak, ipek üretim adası haline getirmektir.


Cuma, Nisan 04, 2008



Yukarıda görmekte olduğunuz fotoğraf, Yaşar'ın Ocak ayında İzmir Tire'de, son ustadan almış olduğu bir aylık eğitim sonucu öğrenerek kurduğu tezgahtır. Bugüne kadar kullandıklarından yani bez ayak tezgahlardan çok farklı bir sisteme sahip olan bu tezgahı, Saim Bayrı ustamızdan öğrendi. Sitemizi, çalışmalarımızı takip edenler bilirler. Kasım ayı başında yapmış olduğumuz 3-4 günlük araştırma gezisi sırasında Tire'de beledi dokuma ile ve Saim Usta ile tanışmıştık. Bir aylık bir eğitimden sonra şimdi bu tezgah Datça'da ve kurulum işlemleri bitmek üzere....

Bazı işler vardır " görüldüğü kadar zor değil" denen. Bu iş aynen görüldüğü gibi...




Henüz hazırlıkları devam eden tezgahta sanıyoruz ilk dokuma örneklerini önümüzdeki haftalarda elimize alacağız. Aynı zamanda ipekböceklerimiz yolda. Bu sene üretimi on katı artırıp, Kızlan ve Hızırşah köylerini de ipekböcekçiliğine başlatmış bulunmaktayız.




Salı, Mart 04, 2008


Neredeyse bir buçuk ay oldu, sakin sessiz hayatımızdan ayrılıp, yıllık iznimizi kullandık, hareketin, gürültünün içinde ama özlemle. Hedeflediğimiz işler için önemli
atılımlarda bulunduk, aile ve arkadaşlarımızla özlem giderdik, keyifli günler yaşadık Datça dışında da. Şanlıurfa, Gaziantep, Şile, Burhaniye, Sivas, Bolu, Sinop, Tokat, Gelibolu, Antakya, Konya kısacası tüm Türkiyeyi, bunun yanısıra Tunus, Kıbrıs, Mısır, Suriye, Cezayir gibi dünyanın bazı yerlerine misafir olduk... Hem de hepsini 4 günde gezdik... Şubat ayında Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarında idik.

Tabiki Datça'da fuarda idi.



İşte Kıbrısdaki dostlar... Onları tanımaktan büyük keyif aldık.












İki sene öncesine kadar her sene anmaya gittiğimiz şehitlerimizi
bu sene Gelibolu'ya gidemesekde fuar sayesinde anma fırsatı bulduk.











Bolu standında İzzet Baysal Üniversitesi öğrencilerinin
yaptıkları çok hoşuma gitti.













Elbette diğer standlarda görülmeye değer yüzlerce emek vardı... Sözün devamını fotoğraf karelerine bırakacağım. Ancak bir noktayı sizlerede hatırlatmak istiyorum.
Biz; hiçbir zaman aklımızdan çıkmayan bir gerçeği bu fuarlar sayesinde tekrar hatırlıyoruz. Türkiye'nin her bir köşesi zengin kültür hazinesi, insanlığın yaşam noktası, gelenek ve görenekleriyle, eşsiz doğa güzellikleri ile, el emekleri ile büyük önem taşıyor. Elbette böylesine eşsiz bir yere herkes sahip olmak ister. Bunun için ; elimizdekinin değerini bilelim,biraz kendimize gelelim, ahlaki, kültürel, sanatsal tüm değerlerimize sahip çıkalım, bizi Avrupalılaşmak adına gelenek ve göreneklerimizden koparmaya çalışanlara, ahlaki değerlerimizi unutturmaya çalışanlara, el sanatlarımızı değersiz sayanlara karşı ayakta durabilecek kimliği olan insanlar olmaya çalışalım. Türkiye'ye sahip çıkalım. Bunlar sizlere neler anlatır bilemiyorum ama çevremde gördüğümüz omurgasızları düşününce daha yazacak ve yapacak çok şeyimiz olduğunu hatırlıyoruz.

Söz; fotoğraf karelerinde... Dikkatinizi, her bir karedeki emeğe çekmek isterim.












































Pazar, Ocak 27, 2008

Doğadan soframıza yolculuk

İnsanlık tarihinde önemli bir yeri olan zeytin, binlerce yıldan bu yana değişmeyen yöntemlerle işlenerek, sofralarımızda yer almaktadır.



Yaklaşık 6bin yıl önceki zeytinyağı elde etme yöntemi arasında hiç fark yoktur: Zeytinler ezilerek hamur haline getirilir. Daha sonra bu hamur sıkılır veya presten geçirilir. En sonunda ise yağ, zeytin meyvesinin suyundan (karasu) ayrıştırılır. 19. yüzyılın başında ise teknolojinin gelişmesiyle hidrolik pres makinelerine geçildi. Bugün hidrolik pres makinelerinin yanı sıra, zeytin hamuruna hiç pres uygulamadan merkezkaç kuvvetiyle zeytinyağı elde etmeyi sağlayan makineler de kullanılıyor. Bunların içinde de en yaygını “kontinü sistemi”.Kontinü sisteme, tam otomatik sistem denir. Önce zeytinler türlerine göre ayrılır. Huni adlı çukura dökülen zeytinler makine sistemiyle yapraklardan temizlenir ve kırıcıda ezilip kırılır (makine, üçbin devirle çekirdeği unufak eder). Buradan çıkan hamur, karıştırma yoğurmadan sonra su verilir, posa ve şırası ayrıştırılır. Şıradan da yağ ve karasu ayrıştırılıp, yağ filtre tankına alınır, son tortuları ayıklanıp dinlenme tankına bırakılır. Buradan natürel yağ güğümlere, teneke ve şişelere doldurulur. (Bilgi : www..wikipedia.org)







Bizde geçtiğimiz hafta Datça'nın Reşadiye köyünde bulunan Güllerdağı üretim merkezine gittik, zeytinyağı sıkımını izlemek için. Çok hoş bir tanıklıktı bu tarihe.

Pazartesi, Aralık 31, 2007

yeni yıl yeni yıl yeni yıl yeni yıl herkese kutlu olsun....

Geçtiğimiz sene içerisinde neler olduğunu, kaybettiğimiz değerleri, yaşanan trajikomik siyasi olayları, polemikleri, depremleri, son belirlenen asgari ücretle krallar gibi yaşaması bekleyen halkımızı vs.. vs.. zaten televizyon ve gazetelerde bol bol izliyorsunuz... Aslında iyi olduğunu düşünüyorum bu tip hatırlatmaların...Bazen nasıl unutmuş olduğumuza şaşırıyoruz...

PEKİ 2007'DE BİZDE NELER OLDU? HADİ HATIRLAYALIM

Kendi zeytinimizi ve peynirimizi yeme keyfi yanısıra sakin, sessiz ve üretimle dolu girdik biz 2007 yılına... Geç saatlere kadar çalıştık, çalıştık.

Bahar ayında ipekböcekçiliğine ilk adımı attık. Bursa Koza Birlik'ten gelen böcek larvalarını, büyüttük, besledik ve ip elde ettik. Evet, peynir, zeytin de birşey mi, ipeğimiz oldu bu yıl. Henüz donanamadıysakda 2008 yılı planlarında büyük yer kaplıyor ipek ürünler.

Güzel fakat fazlasıyla sıcak ve Mengenli Habibe'nin yemekleriyle fazlasıyla leziz bir yaz geçirdik Antik Cafe-Bar'da...

El Sanatları Atölyemizi ziyaret eden güzel insanlarla da tanıştık, sanattan ve kültürümüzden bihaber insanlarla da...

Küresel ısınmayı nihayet insanlar ağızlarına almaya başladılar amma velakin biz bazılarına hala anlatamadık enerji kaynaklarımızın tüketiminin önemini... Yılmadık bu savaş 2008 yılı hedeflerimizde vardır ve her zaman var olacaktır. Biz, bahçemizin bir kısmını sebze yıkarken biriktirdiğimiz sularla sulamaya devam ettik, her zaman olacağı gibi...

Hasret oldu, dostlar geldi gitti, bayraklar asıldı, üzüldük, yağışlar bol oldu, sevindik, sümüklüböcek yedik, gittik, geldik.

Dokuma ve ipekböcekçiliği ile ilgili yaptığımız gezilerde güzel dostlar edindik, değerli insanlarla tanıştık. Bu değerli insan sözünün geçme sebebi kelimeyi sevmekten ötürü değil, kasdettiği anlamındandır. Değerli ile anlatılmak isteen "laf değil iş üretenler"dir.

2008 ise bizim için daha farklı bir yenilikle, büyük bir heyecanla başlıyor... Bu gelişmeleri zaman içinde sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz...

2008 yılında da birlikte olabilmek dileğiyle, tüm takipçilerimize huzurlu ve üretken bir yıl diliyoruz...

Salı, Aralık 18, 2007

Hedeflediğimiz yolda yürümemize destek veren değerli hocalarımız

Yaşamınız boyunca karşınıza bazı insanlar çıkar, kimileri kötü, kimileri iyi yönde etkileyebilir sizi ve hayatınızı... Bazen seneler sonra farkedersiniz yaptığınızın veya yapmadığınızın doğru mu yanlış mı olduğunu. Bazı insanların yaptıkları temelsiz gösterilerden ibaret iken, bazılarının ki kök salar insanlığa. İki değerli insandan bahsetmek için hatırlatmak gereği duydum zaman zaman unuttuğumuz bu gerçekleri...


Bizim karşımıza çıkan bu insanlardan , Fuat Hoca sayesinde farkettik ipekböcekçiliğinin önemini. Diğer hocamız Koray Dağcı ise yıllarının birikimini bizimle paylaştı dokumaya ilişkin. Yaptıklarından feyz alarak, dinledik sözlerini ve ne kadar teşekkür etsek azdır bize ayırdıkları zaman ve sağlıklı bilgi paylaşımları için.



















1843 yılında İzmit'te kurulan HEREKE FABRİKA-İ HÜMAYÜNU'nde saraylara ipek halı yanısıra ipek kumaş üretimi yapılmakta idi. Fabrikada üretilen ipek halılar fuarlarda ödüller alarak HEREKE'nin marka olmasını sağladığından, Hereke dediğimiz zaman birçoğumuzun aklına "Hereke halı"'ları gelir.
Yukarıdaki fotoğraflarda; Hereke'deki tezgahların seneler sonra Klasik Osmanlı Saray modellerinin üretimine devam edildiğini görmektesiniz. 150 yıl önce saraylara ilk dokumayı yapan dokuma tezgahları, iki yıl öncesine kadar Hereke de iken, şimdi İstanbul'da Yıldız Şale Köşk'ünün özel bir bölümünde aktif haldedir. Geçmişi geleceğe taşıyan atölye Sayın hocamız Koray Dağcı ve ekibi ile yaşamaktadır. Bu işin ne kadar büyük bir emek ve gayret gerektirdiğini, işin için girince anlayan bizler, bu başarılarından dolayı onları kutluyoruz.




150 yıllık tezgahları görme ve dokunma onuruna erişmemize vesile olan, bize dokuma hususunda engin bilgilerini açan Sayın Hocamıza bir kez daha teşekkür eder, kaybetmememiz gereken kültürel değerlerimizi ayakta tutabilmek adına çalışan, emeğini, gönlünü koyan herkesin yılmadan savaşa devam etmelerini dileriz...