
İpek böcekçiliği, dokuma, tasarım ürünler, el yapımı gümüş takılar, Doğa ile iç içe Datça'da üreten hayatlar...
Cumartesi, Eylül 22, 2007
birbaratölyeyenasıldönüştürülür
Dönüşür efendim, işin içinde benim koca varsa bir bar herşey olur. Yaz yoğunluğunun azalmasıyla birlikte biz artık gerçekten çalışmaya başladık... Ben tezgahımın başında gümüş çalışmalarıma devam ederken, Yaşar ikinci düveni kurdu Antik Bar'a. Henüz ipek dokumaya başlamadığı için, o süreç başlayana kadar gene yöresel olan "iram" denilen kilimlerden dokumayı amaçlıyor. Tabii tezgah kurma işinin en önemli kısmını, çözgü hazırlama işini yapma aşamasına gelince bizim Rabia teyze yetişiverdi gene imdadımıza...


Perşembe, Eylül 13, 2007
vedalar düşündürürse...
Başka diyarlara, başka vedalarda yaşadık bu arada... Sönmeyen küller alev aldı, sevdiklerin acısıyla....
Çarşamba, Ağustos 15, 2007
Pazartesi, Temmuz 23, 2007
Datça'da Zaman Gecesi

Geçtiğimiz Cuma akşamı, Nihat Amca ve dostları ile güzel bir akşam geçirdik. Bir türlü zamanında çıkamayarak kendi içinde kitap oluşturacak kadar hikayeler yaşanan
"Datça'da Zaman" isimli kitabının kutlama yemeği nedeniyle mekanımız şenlendi. "Bu yaştan sonra uğraşsam ne olacak ki" demeyerek azmiyle bizlere örnek olan Nihat amcamızı bir kez daha buradan tebrik ediyoruz...
Cumartesi, Temmuz 14, 2007
festival,vosvos,ben,datça

Bu sabah Birgün Gazetesinin ekini elime aldığımda gördüğüm ilanla" Şimdi İstanbul'da olmak vardı anasını satayım, gıcır gıcır vosvoslarla" şarkısı dolandı dilime... Eğer bu yazıyı şimdi okuyursanız, daha önce bu organizasyondan haberiniz olmamışsa, "bu saatten sonra gidilmez şimdi" diye düşünmeyin lütfen benim yerime gidin...
organizasyon detayları için ; http://www.vosfest.com/
Pazartesi, Temmuz 09, 2007


07/07/07 Cumartesi akşamı Eski Datça'ya yolu düşenler farklı bir şekilde karşılandı. Antik Cafe-Bar'dan gelen hoş bir müzik ile kulaklarının paslarını silme şansı yakaladılar. Tatil için burada bulunan Catherine Soroko'nun insanın ruhunu okşayan sesini duyarak Bar'ımıza gelenler ağaçların serinliğinde ve ortamın sakinliğinde keyifli dakikalar geçirdiler. Gecenin sonunda burada bulunan herkes, anılar bavuluna unutumayacakları bir çok malzeme koyarak ayrıldı. Bize ise ayrılır iken dudaklarındaki gülümseme kaldı.
Cuma, Temmuz 06, 2007
Gerçek Datça Öyküleri

Gerçekten gerçek öyküler bunlar. Biz biliyoruz
ne araştırmalardan geçtiğini.... Yaşları bir asra
yaklaşan insanların herbiriyle nasıl
teker teker konuşulduğunu, kayıtlar alındığını,
onların sonra nasıl itina ile dinlenip kağıda
aktarıldığını... Aslında kitaba giden yolculukta
kendi içinde bir kalın bir kitap yazılabilecek
macera taşıyor... 20 tane öyküden oluşan
Alan Yayıncılık tarafından basılan "Datça'da Zaman"
isimli kitabından bahsediyorum Nihat Amca'nın.
Okurken bitecek diye korkuyorum
ve devamını bekliyorum...
Datça'yı daha iyi tanımak isteyenlerin mutlaka
okuması gereken bir kitap bu. Tavsiye ederim.
Çarşamba, Temmuz 04, 2007
Nesin'in çocukları

Tatillerini Datça'da geçirmek üzere gelen Nesin'in çocukları ile beraberdik geçtiğimiz Pazar günü...
Eski Datça ziyaretlerinde , köyümüzün çocuklarının servis ettiği yemekte birlikte idik...
Daha sonra Ebru, Kuş Çiftliğini gösterdi arkadaşlarına.
Dört yaşından on altı yaşına kadar olan çocuklar ve gönüllü bakıcıları ile birlikte olmak bizim için çok keyifliydi...
Cumartesi, Haziran 30, 2007
Çatal Mağarada Resim Sergileri
3 Temmuz - 11 Temmuz tarihleri arasında Datça'da bulunacaksanız eğer; Lale Dimili'nin "Fırçamın Ucunda Kutsal Ağaçların İzinde " adlı resim sergisini, 13 Temmuz - 23 Temmuz tarihleri arasında bulunacaksanız Elif Çimen'in "Çizgi" adlı sergisini kaçırmayın derim....
Detaylar için ; http://www.datcarehberi.com/
Perşembe, Haziran 28, 2007
Boğalar bizden akıllı
Boğa Güreşi festivali yapılır. Farklı yerlerden
katılımın olduğu festivale bu sene ilk kez katıldım... Nedense geçen sene katılmak fikri pek hoşuma gitmemişti... İşin gerçeği kanlı bir festival olacağını düşünmüştüm. Halbuki ne kadar efendice güreşiyorlardı.. Geçtiğimiz haftasonu birazda mecburiyetten katılmış olsamda çok hoşuma gitti... Manilerin, atışmaların anlamlarını bilsem eminim daha keyifli olacaktı... Hoşuma giden bir başka nokta boğaların yenilgiyi kabul edişleri idi... Rakibine bir süre direnen, mücadele veren boğa yenileceğini anlayınca kaçıp gidiyor. (hatta bir keresinde kaçarken,neredeyse üzerimize çıkacaktı) Kazanmış olan boğa ise sahada, davul-zurna eşliğinde dolaştırılıyor, çevresinde sahipleri oyun oynuyor.
Yenilgiyi kabullenmek... İnsanoğlu'nun boğalardan da öğreneceği şeyler var. İyi ki bu festivale katılmışım...
Cumartesi, Haziran 16, 2007
Gökten üç elma düşmüş....

Kozadan çıkan kelebekler yumurtalarını bırakıp teker teker veda ediyorlar... Yumurtalar önce sarı renkli olup, birkaç gün sonra bize Bursa'dan geldiği gibi füme rengine dönüyor. Bu yumurtaları buzdolabında saklayıp seneye açtırmayı düşünüyoruz... İpek masalı şimdilik sona eriyor...
Masalın devamı seneye...
Salı, Haziran 12, 2007
Pazar, Haziran 10, 2007
Cumartesi, Haziran 09, 2007
Özgürlük
Bu sabah atölyeye girdiğimde beni bir süpriz beklediğini bilmiyordum. Bizim kelebeklerden biri çıkmıştı kozasının içinden, kabuğunu geride bırakarak... Fotoğraflarda görüldüğü gibi o kadarda bembeyaz değil. Ama kaşları çatık gibi duruyor biraz ürkütücü... Enterasan olan uçamıyor. Şimdilik öyle duruyor.Emriye teyzenin guşları

26 Mayısta öğrendiğimiz ve Nihat amcayla hemen makineleri kapıp fotoğraflarını çektiğimiz, fakat telaşımızdan yazmaya bir türlü fırsat bulamadığım guşlar bunlar... Emriye teyze'nin guşları. Emriye teyze Umman teyzenin kardeşi... Umman teyze bizim için koynuna tohum koyarken birazda ayrı istemişti... Meğer kardeşi içinmiş...Ne bilelim onları bizimkilerle birleştirdi sanmıştık. Oysa ki duyunca hevese gelmiş Emriye teyze, isteyivermiş kardeşinden... Bu guşlar, tam aslına uygun olarak evlerinin bir odasında büyütülüyorlar... Emriye teyze bu durumdan oldukça mutlu "seneye daha çok yapacağım" diyor. Bizimse bunu duymak bile gözlerimizi parıl parıl yapıyor...Emriye teyzenin guşları bizimkiler gibi telaşlı değil aynı zamanda goyundan çıkmış olsalarda onlar daha yeni kozadan çıkacaklar... Aldığımız son habere göre Pazartesi günü onların gelebi varmış... Bizde Pazartesi günü orada olacağız yardım etmek için...
Pazartesi, Haziran 04, 2007
Gelep Şenliği
Saat daha sekiz bile olmamıştı. Geldiğimizde Umman teyze odun taşımakla meşguldü, bir önceki gün kenarları çamurla sıvanan kazanın altına... Heyecandan erkenden kalkıp gelen misafirlerimiz Neşe'nin dükkanında beklemekteydiler... Bizde heyecanlıydık... Nasıl olacaktı? Bizde gelep yapabilecek miydik? Hemen çocuk parkına çıktık... Ateş yakıldı, kozalar leğene alındı, hemen yanda işlem sırasında kullanılacak olan soğuk su kazanı dolduruldu... Yavaş yavaş diğer teyzelerde gelip, ateşin başında beklemeye koyuldular...

Suya ilk kozalar atıldığında ipliği yakalamak ustalık istermiş... Hayriye teyze bir dal parçası ile uç veren ipleri yakalayıp açılışı yaptı.
Hayriye teyzeden sonra Umman teyze geçti kazanın başına... Taki sonuna dek. Onca işinin arasında bütün gününü bize ayırmıştı. Tam 6 saat hiç kalkmadı başından. Gelep işi çok yorucu olduğundan sık sık değişti yapanlar ama ben Umman teyzeyi oyuna getirmeye çalışıp arasıra şansımı zorladıysamda kızgın bakışlarıyla aldırdı gelebi elimden. "Sen en son yaparsın, şimdi olmaz" deyip. Sırf düzgün olsun herşey diye. Oysa benim gözüm ne ipeği ne düzgünlüğünü görüyordu. İçinde olmak anlatılmaz bir duygu.
İlk gelep işini Emine teyze üstlendi...
İçlerindeki en genci olarak...
Öyle kolay iş değil gelep, bunu baştan belirtmeli...
İyi bir pazı ister; yürek ister..
Çocuk parkını sanki 20 sene öncesine taşımıştık... Eskiden parkta yapıldığından değil (zaten parkta yokmuş) en uygun yer olarak çocukların oyun alanlarını işgal ettik. Üzerinde bulunduğumuz mekan, eskiden papazın eviymiş. Eskiden herkes guş tuttuğu için hergün birisine gidilirmiş gelep yapmaya. Çoğu zaman geceyarılarını bulurmuş bitmesi. Hava karardığında ise gaz lambası yakılırmış. Bizimki o kadar uzun sürmedi tabi bu sene için...
Gelep nedir diyenlere... Bu iş için yapılmış, iki ucunda ipi sarmak için kolları olan tahtaya gelep deniyor. Kazandan gelen ipeği çile yapmak işine de.

Yandaki karede gelebi Fatma teyze yapıyor. Seksen yaşının üzerinde ama maşallahı var. Emine teyze dışında, başka kimse onun gibi hızlı ve düzgün yapamadı desem yeridir. Gelep hızlı yapılmalı, çünkü yavaş olursa iplik aynı kalınlıkta olmazmış.

İş geleple bitmiyor. Gelepten çıkan ipek, tek tek ayrılıyor.
Aralarda yapışmış olan fazlalıklar ayrılıyor. İşlemi bitmiş olan ilk gelebi alan Fatma teyze bu seferde hünerini bu işi bize öğreterek gösteriyor. Temizlenen çile duru suda çitilenmek suretiyle yıkanarak, güneşli bir yere asılıyor.... Bu işlemide Durkadın teyze üstlendi ve O da başından sonuna dek bize desteğini esirgemedi...
Yıkandıktan sonra kargıya asılarak kurutulan ilk ipek mahsullerimiz...
Cumartesi, Haziran 02, 2007
Maceranın son günü...
Birkaç saat öncesinde çalılardan toplanmış olan kozalar, Umman Teyze,Melahat Teyze, Fatma Teyze, Hayriye teyze ve Berat Hanım'la birlikte yapmış olduğumuz ekip çalışması sonucu temizlenelerek gelep işlemine hazırlandı. 
Tıpkı eski günlerdeki gibi...
Çarşamba, Mayıs 30, 2007
Son durum...
Bizim çalışkan elemanlar görevlerini tamamlamak üzereler... Aşağıda çalılar üzerinden alınan kozaları görmektesiniz... Etraflarında bulunan ipekler 2 Haziran Cumartesi Günü temizlenerek, gelep işlemi için hazırlanacaklar... Şu an kurumaları için bekletiliyorlar...



Üstte bulundukları yere sığmayıp dokuma tezgahının köcüleri arasında kozaya yapmış iki böcek.... Yukarıda solda birkaç gün sonra kelebek olma aşamasına yaklaşmış bir iğekböceği görmektesiniz.Fotoğrafı büyültürseniz kanatlarını görebilirsiniz... Sağda koza öncesinde yerini sabitlemeye çalışırken kendini kaybetmiş bir böceğin dokuması...



Bize desteğini esirgemeyen, başından sonuna
kadar hep yanımızda olan Umman teyzemizin
Gelep günü için öngördüğü tarih, 3 Haziran
Pazar günüdür. Herkes davetlidir.

Üstte bulundukları yere sığmayıp dokuma tezgahının köcüleri arasında kozaya yapmış iki böcek.... Yukarıda solda birkaç gün sonra kelebek olma aşamasına yaklaşmış bir iğekböceği görmektesiniz.Fotoğrafı büyültürseniz kanatlarını görebilirsiniz... Sağda koza öncesinde yerini sabitlemeye çalışırken kendini kaybetmiş bir böceğin dokuması...
Cumartesi, Mayıs 26, 2007
Neşeli, keçeli günler.
Geçtiğimiz hafta içinde organizasyonunu Doğa Pansiyonun yaptığı keçe eğitiminde Hollandalı bayanlar ile birlikte idik. Çok keyifli bir hafta geçirdim. Gerek yaptığımız çalışmalarla gerek yetersiz ingilizcemizle koyulaştırdığımız sohbetlerimizle... Yeni tanıştığım tüm dostlara selamlar... Yandaki fotoğrafta bizlere keçe yapmayı öğreten öğretmenimiz Marijke. Thank you Marijke...
Aşağıdaki görüntüler çalışmalar esnasından...
Her türlü ihtiyaçta imdadımıza koşan, yorulmak bilmeyen Evalie sergide de yoğun bir şekilde fotoğraf çekiyordu... Thank you Evalie..

Şimdide sergimizden birkaç görüntü....



Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















